TarihYeni Yazı

Yörük Kızı

Ege bölgesi denildiğinde ilk akla gelen “Efe” ve “Zeybek” sözcükleridir. Kısaca Batı Anadolu yiğidine “efe” denir.

Zeybek ve Efe kelimesi ayrılmaz bir bütündür. Ama farklı anlamlardadır.

Kızan; zeybekliğe adım atmaya çalışan genç delikanlılardır. Yaş itibariyle henüz 15 ve 18 yaş arasındaki grubu kapsar. Efenin emri ile zeybekler tarafından yetiştirilirler. Efenin buyruğundaki askerlerdir.

Zeybek; mert, cesur, atılgan, mazlumu koruyan, haksızlığa karşı duruş sergileyen, gözüpek, iyi silah kullanan genç bir Anadolu köylüsünün tipik bir örneğidir. Kızanların eğitiminden sorumlu kol beyidirler.

Efe; Aynı özelliklere sahip zeybeklerin başı olarak görülür. Zeybek grubunun içinde en öne çıkan lideridir. Genel olarak yaşça daha büyüktür. Ancak Yörük Ali gibi bu kuralın dışında kalabilen örnekleri de vardır. Buradaki örnekten anlaşıldığına göre zeybekler arasından öne çıkan en atak, en yiğit, en mert ve en çok kahramanlık gösteren, liderlik özelliğine en uygun olanlar EFE olabilmektedir.

Efe, aç kalır zeybekleri ve kızanlarını aç bırakmaz. Önde gider. Kendi örf ve geleneklerine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu bağlılık ölene dek sürer. Kızanlar, zeybekler ve efe arasında hiyerarşide en küçük bir kopma görülmez. Efeler birbirlerine ateşleyici silah çekmezler. Bu korkaklık sayılır. Mintanlarının yaka düğmeleri açıktır. Sakal bırakmazlar fakat pala bıyıklıdırlar. Başları ustura ile tıraşlıdır ve arka ortadan “perçem” sarkıtılır.  Bindikleri at erkektir. Atın koşumlarının metal aksamları gümüştendir. Genellikle atlarının üstü kaltakla örtülüdür. Yan taraflarında silah torbalığı sarkar. Giysileri koyu renk üzerine çuha üzerine, siyah ipek kaytan işlemelidir. Ayaklarında ya “tozluk” ya da “kayalık” denilen işlemeli çizmeler olur. Uzun namlulu silah olarak da “filinta” taşıdıkları bilinir. Düğünlerde veya özel toplantılarda efenin oyunu üstüne kızan ve zeybekler oyun oynamaz. Öldüğünde de dağlara gömülür. Meskeni her zaman dağlardır.  Kendisinden sonra zeybekler arasında en namlısı veya en yararlılık göstereni “efe” seçilir. Efeye bağlı kalan zeybeklerin ve onlara bağlı kızanların sayısı çok değildir. Ancak Kurtuluş Savaşı sırasında dağlardaki efeleri toplayan Yörük Ali komutasında çok sayıda silahlı gruplardan oluşan birlikler oluşmuştur.

Yöremizde başta Muğla ve Aydın olmak üzere İzmir, Manisa, Kütahya, Denizli, Afyon, Balıkesir, Antalya, Isparta, Burdur’da değişik Zeybek oyunları ve giysileri görülmektedir. Ancak Zeybek oyunlarının ortak yönü, oyunların oynanma biçimi dairesel olması, ağır ritimli ve çoğunlukla tek kişi tarafından oynanmış olmalarıdır. Toplu oynanan zeybek oyunları arasında da oyuncuların oyunu belli bir ritim içersinde oynamalarının dışında başka bir bağ bulunmaz. Oyunun genel karakteristiği oyuncu ile oyun arasındaki iç bağdır. Oyunu oynayan kişi kendine has özellikleri yansıtabilir. Ancak, baş ve duruşlar; kolların açılışı, kıvrılışı, parmak çıtlatışların uyumu; ayaklar ve diz çökmeler, dönmeler, sıçramalarda hep oyuncu ile ritim arasında özel bir ilişki söz konusudur.

Kadınların oynadığı zeybek oyunları da vardır. Bu oyunlarda da belli bir uyumun yanı sıra, incelik,  alımlılık ve güzellik öne çıkar. Oyun figürleri ağırdır. Ancak erkeklerdeki gibi sıçramalar görülmez. Diz çökmeler ve dönüşler daha kadınsı olarak kendini gösterir.

Efe sözcüğünün kökeniyle ilgili olarak da çok sayıda görüş vardır. Bu görüşlerin her biri farklı sözcük ve farklı anlamlara dayandırılsa da, ortak nokta şudur: Efe, Anadolu kültüründen doğmuştur. Efeb sözcüğüne bağlı olarak, dağ başında silah eğitimi yapan, özel giysili ve gençlerden oluşan gruplara verilen ad olduğu bilinmektedir. Bunlar eski tiyatrolarda oyunlar oynarlarmış. Bu oyunlarını da oyun alanının yuvarlak olmasından ötürü daire kurarak oynarlarmış. Bunların görevi asayişi korumakmış. Homeros’un anlattığı “olaks-Omega” sözüne yüklediği anlam; Kaşkarlı Mahmut’un Divan ü Lügat’it Türk’te “sak (zag)bek” olarak anlattığı sözün anlamı, Yunanca’da “sayvakikos” sözünün anlamı, Rodos’ta kullanılan ve aynı anlama gelen “Turkikos” sözcükleri hep ortaktır. Bunların dışında yakın zamanımıza kadar zeybek; özel giysili ve eğitimli silahlı birlikler ve güvenliği sağlayan unsurlar olarak kullanılmıştır. Özü sözü bir, anlayışlı, güçlü, mert ve gözü kara kişilerdir. Halkla bütünleşebilen, mazlumların yanında olan, asayişi koruyan insanlardır.

Günümüzden yüz yıl öncesine kadar devam eden bu farklı kültürel unsur, bugün halkbiliminin “halk oyunları” bölümünde kendini daha iyi ifade etmektedir.

Eyüp Zeybek ve ağabeyi Hüseyin Efe de her zaman mazlumun yanında olan, güçlüye karşı duruş sergileyen bir yapıya sahip oldukları için yöre insanı tarafından sevilmiştir. Türküleri dilden dile dolaşmıştır. Hala da dolaşmaya devam etmektedir.

Bu topraklarda yani Anadolu topraklarının hamurunda haksızlığa karşı gelme vardır. Her saldırıya uğradığında kızanlar dolar taşar, zeybek olurlar. Sonra da efe olur nam salarlar. Ama toprak her zaman atalarından kaldığı gibi yine kendilerine kalır, torunlarına kalır.

Ve bu böyle sonsuza dek kalacağa benzer…

H.İlker Altınsoy

Araştırmacı-yazar

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
Başa dön tuşu
css.php
Yazı Tipi
Renk Değiştir
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün