web stats
Yeni Yazı

YAŞAYAN KERİMOĞLU EFSANELERİ

  Muğla’nın  Pisi Beldesi (Yeşilyurt); verimli toprakları ve bir onun kadar da verimli kültürel mirasıyla ünlüdür. Buraya sonradan yerleşmiş (yaklaşık 1800 yıllarının başları) ailelerinden birisi de Kerimoğulları ailesidir. Mehmet, Hüseyin, Kerim adlı kardeşler, önce Pisi yöresine yerleşirler. Hüseyin erken yaşlarda ölür. Mehmet , kardeşi Kerim’le zaman içinde yollarını ayırır. Kerim, Bodrum dağlarında çobanlık yapar. Mehmet ise, Karıncalı ve Marçal dağlarında konaklar. Çobanlığı bıraktığı yıllarda büyük bir kıtlık yaşanmıştır.

Kerim’in Karaova bölgesinde Elif adında bir kadınla evliliğinden ; Ali (1854),  İbrahim (1858), Süleyman (1865) adlı oğulları olur.

Mehmet,  Pisi yöresinde Ayşe ile evlenir. Bu evlilikten Kerim (1845), Hüseyin  (1848- Hüseyin Efe ve Eyüp Efe’nin babaları) adlı oğulları dünyaya gelir.

Kerimoğlu Mehmet’in 1849 yılında ölmesinden sonra, Bodrum yöresinde yaşayan kardeşi Kerim ve onun ailesiyle Pisi yöresindeki Kerimoğlu ailesinin gelip gitmeleri azalır..

Farklı zaman dilimlerinde birbirlerinden habersiz, iki KERİMOĞLU efsanesi doğuracak olaylar zinciri gelişir. İlk kez Bodrum yöresinde Kerimoğlu adıyla ünlenen Ali Kocaman(1854-1921) namı yayar. Ardından da benzer bir kaderi paylaşan Ali’nin Pisi’deki yeğenleri Hüseyin (1876-1923) ile Eyüp’ün (1882-1901) dramatik öyküsü ile gelişen ve sonunda halk arasında Kerimoğlu Zeybeği’nin doğmasına neden olan olaylar zinciri gelişir.

            Kerimoğlu Ali’nin 1877’den sonra başlayan eşkıyalık öyküsü sırasında, Pisi’deki yeğenleri, onun varlığından habersiz, henüz çocuk yaşlardadır. Eyüp henüz doğmamıştır.

Eyüp’ün dağa çıkışı sırasında ise Bodrumlu Kerimoğlu Ali, Trablusgarp Hapishanesi’nden yeni kaçıp gelmiş ve 47 yaşındadır. Eyüp’ün öldürülmesinden sonra ise Ağabeyi Hüseyin’in Bodrum Zindanındaki serüveni sırasında amcasından önemli destek ve yardım aldığı bilinmektedir. En önemli desteği, Kerimoğlu Ali’nin bu yörede bıraktığı korku yüzünden kendiliğinden oluşan bir itibar olarak alır.

              Kerimoğlu türküsü olarak yakılan birinci türkü, Ali’ye yakılmıştır. Ancak Ali’nin kendisi için yakılan türküyü, ölümü olan 1921 tarihine kadar söylenmesine izin vermediğinden, gizliden söylenmiştir. Yeğeni Eyüp’e yakılan türkü ise,1902 yılında yakılmıştır. Hem genç yaşta öldürülmesi, hem de haksızlığa uğramasından dolayı ardından yakılan ağıtlardan türkü yakılmıştır. Genel olarak Muğla’nın Bodrum dışındaki bütün ilçe ve köylerinde bu türkü çalınır ve söylenir. Halen çevrede sevilen sözlü zeybek havası olarak çalınıp oynanmaktadır.

 Bodrumlu Kerimoğlu Ali EFE (kocaman)

                                                        -1-

             İyi huylu, kendi halinde, duygusal bir gençlik dönemi geçirmesine rağmen, nasıl acımasız, ürkütücü, cani bir ruh ve bedene dönüştüğünün öyküsü yaşanır. Otuz yaşlarındayken işlediği cinayetler ve diğer suçlar nedeniyle dağa kaçmış ve bölgede herkesin korktuğu bir eşkıya haline gelmiştir. Kendisine yardım ve yataklık eden kardeşleri İbrahim ve Süleyman (Matiz Zeybek) de, Ali’nin düşmanlarınca kalleşçe pusuya düşürülerek öldürülmüştür. Yaşamı boyunca, bilinebilen 25 kişinin öldürülmesi olayına doğrudan karışmıştır. Dağa kaçışı, uzun ve maceralı hapis yaşamı, kaçışları, evlilikleri, teslimi, yaşlılığı ve ölümüyle; Bodrum yöresinin ve Muğla’nın en azılı katili olarak nam salan Kerimoğlu Ali ve yaşadığı olaylar zinciri şöyle gelişir.

Ali, 1854 yılında Bodrum’un Karaova bölgesinde Karanlık köyünde doğmuştur. Kerimoğlu Kerim’in Elif adlı karısından doğan ilk oğludur. İbrahim ve Süleyman adlı kardeşlerin de en büyüğüdür.. Babasını kaybettiğinde kendisi 7 yaşında, en küçük kardeşi de yeni doğmuştur. Bu nedenle zaten fakir olan ailesini geçindirmek için, küçük yaşlarda ailenin reisi olur. Berber çıraklığıyla işe başlar. Kendi içine kapanık olması yüzünden, ustasının olmadığı zamanlarda kırık bir kemana at kuyruklarından tel yapıp bağlayarak, kendi kendine öğrenir.

Askerlik çağına gelince ustasından ayrılır ve toprak damlı evlerinin bitişiğine berber dükkanı açar. Berberlik yapar, keman çalar.

Kendi halinde ve duygusaldır. Ancak sık sık arkadaş ortamlarında saz çalması için çağrılır. Ayşe adlı (Barıtçı’nın Mehmet Ali’nin kızı)bir kızı sever. İstetir . Ama Ayşe’yi vermedikleri gibi hakaret ederler..Ali, derdini içine atar ve Karaova Yeniköy’den Nizamlar’ın kızı Gülsüm ile evlenir.Bu evliliğinden Murat adlı oğlu olur.

1877 yılının yaz aylarında Barıtçılar’ın Mehmet Ali’yi dayısının kızına laf atmasını bahane ederek (asıl gerekçesi Ayşe’yi kaçırmak), Gökyer ile Akdam arasında Köledamı mevkiinde Karakütük adlı tarlada kafasını kama ile kesip, Ayşe’yi de kaçırır. Bu iş için kendisine Osmancık’ın Hasan , Külcüoğlu ve Oduncuoğlu adlı arkadaşları yardım eder. Ayşe, direnmeye kalkınca kamayla yaralar ancak yara derin olduğundan, kan kaybından ölür Ayşe. Ölüyü Arap Kuyusu adlı kuyuya, 10 Ağustos 1877 tarihinde atarlar. Bu olay sonrası arkadaşlarıyla dağa kaçar. Zaman zaman baskına uğrar ve bunlardan kurtulmayı başarır. Arkadaşları arasında; Cingen Halil Efe (Çökertme türküsüne konu olan) , Kara Mustafa, Kör Bayram, Şeytan Halil, Selamoğlu gibi kişiler de vardır.

Yaka köyüne gittiği sıra , Gırzerdeliler’in baskınına uğrar. Çatışma sırasında Kör Bayram ölür ve bu tepeye ad olur.

Dayısı Topalın Hasan tarafından yakalatılmak istenir. Kardeşi Süleyman (Matiz Zeybek) ile kaçarken, “Gelin Öldü” denilen yerde,  Süleyman öldürülür.. Zaptiyeler, Süleyman’ın ölüsünden, kellesini kesip halka gösterirler.

Bu olay sonrası kardeşi İbrahim’le Muğla dağlarına ve Pisi’deki amca oğulları Hüseyin’in evine gelirler. Köyceğiz Postasını öldürürler. Karasulu Zeybek ve diğerleriyle geçen dağ serüvenlerinin sonu bitmek bilmez. Geri dönüşlerinde dayısı Muhtar Hasan’ı , kendilerine ihanet edip, kardeşinin ölümüne sebep olduğundan yakalayarak incir ağacına asar. Kardeşlerinin yalvarmasına dayanamayarak onu topal bırakır ve geri döner.

Kerimoğlu Ali hakkında arama müzekkereleri çıkar.

   “Kerimoğlu namıyla meşhur olan bu Ali, otuz yaşarlında ve Aydın Vilâyeti dahilinde Menteşa Sancağı mülhakâtından; Bodrum Kazasına tâbi Karaabat nahiyesine mâzaf ekseriyesi ahalisinden olup, doksan üç senesi Recebinin onuncı bazarirtesü gicesimüsellihân, bir takım âvânesiyle beraber, mezkûr sancak mezakâtından Karadere Kariyesinde sakin Barutçuoğlu Mehmet Ali’nin hanesini basup, merkum Ali’yi gatl ve emvâl ve eşyâsını gasp ettiği ve maktülün zevcesi Ayşe’yi dahi cebren kariye-i mezkûre civarında vâki saika-i iffetle gösterdiği muhalifet üzerine bir suret-i gaddaranede cebren icraî fiili şenî ettikten sonra, mezbureyi dahi gatl ve ifna eylediği ihbarât  ve emanetle sabit olarak dosan dört tarihinde Menteşa’nın Mülga Meclisi temyizi tarafından onbeş……”

Ali, yıllarca yakalanmayınca başına ödül koyarlar. Kel Mülazim adlı bir kişi asker elbisesi giyerek, dağ eteklerinde günlerce ünleyerek izini bulur ve Ali’yle uzlaşmaya çalışır.

             “Oğlum Ali , gel , teslim ol.. Seni İzmir Kalesi’ne Vali yapayım”

diyerek Ali’nin aklına teslim olma düşüncesini sokar. Ali, teslim olmaya karar verir. 1884 yılında teslim olur ancak onu hapishaneye götürürler. Önce Aydın, sonra Muğla Hapishanesinde toplam üç yıl yatar.

O hapisteyken kardeşi İbrahim Rumlar tarafından Gereme’de bir davete çağrılır ve pusuya düşürülerek öldürülür. 1887 yılındaki bu olayı hapishanede öğrenen Ali, demir parmaklıkları açarak kaçar.Gereme’ye giderek, kardeşi İbrahim’i öldürenleri ve yakınlarını toplayıp urganla bağlar. Toplam 18 kişiyi kurşuna dizer. Kısa bir süre sonra tekrar yakalanır ve İzmir Hapishanesi’ne gönderilir. Burada Rum Avenoz adlı koğuş ağasını, kendisine hakaret ettiği için, başını su testisiyle parçalayarak öldürür. Tarih 1889 yılıdır.

Hapishane Müdürünün bilgisi dahilinde, ayaklarına pranga vurularak, iki asker nezaretinde Beyrut’a gönderilir. Hapishane müdürü, Ali’yi Beyrut’a gönderirken, Rum Avenos’u öldürmesi karşılığı, “Beyrut’ta askerlerin kaçmasına izin vereceğini” söyleyerek anlaşmıştır.

Beyrut’a götürülen Kerimoğlu Ali’nin kaçmasına önce göz yuman askerler, daha sonra tekrar yakalatırlar. Buradan Trablusgarp Hapishanesi’ne nakledilir. Hapishanenin toprak damını arkadaşlarıyla deler. Fakat ilk denemeleri başarısızlıkla sonuçlanır. İkinci kez, Ödemişli Musa ve İbrahim’in yardımlarıyla, yedi yıl on sekiz günde hapishanenin duvarını delerek kaçar. Uçsuz bucaksız çölleri, binbir zorluklarla geçer. Bu arada Arap ailesine sığınır ve onların yanında iki ay bedellik yapar. Burada, kolundaki saatinin “tık tık” şeklinde ses çıkarmasından , onu “Şeytanullah” olarak görürler ve ondan korkarlar. 1897 yılında geri dönüş yolculuğu başlar.

1899 yılında memleket ateşiyle yanıp tutuşunca, uzun ve meşakkatli yolculuğu başlar. Şira adasında kalır. Bir yıl sonra da, bir balıkçı kayığıyla Güvercinlik’e gelir. Doğruca halasının kocası olan Kocayağcı lakaplı İbrahim’e, Efelik zamanlarından bıraktığı altınlarını geri istemek üzere, “Gavur şapkası” giyerek, Pınarlıbelen’e gider. Buraya geldiği gün, Kocayağcı’nın cenazesiyle karşılaşır. İstediğini alamayınca köyü Karanlık’a gider. İlk karısının yanına varıp; “Var bir yumurta.” diye seslenir. Karısı Gülsüm önce tanıyamaz ve gelen bu yabancıyı kovalar. İkinci kez  evin içindekilere seslenir ve :

“Benim kalacak yer yok, şuracıkta kıvrılayım.”

 der. Durumuna acırlar ve bahçeye bir kilim sererler. Oğlu Murat, eve gelince, saz çalmaya başlar ve başka gençler de gelirler. Kerimoğlu Ali, evindeki bu eğlenceyi anlayamaz ve ders vermek amacıyla şöyle der;

“ Burada bir Kerimoğlu eşkıya var, siz tanımak.”

Murat bu konuşmaya kızarak, yabancı adama ;

“Sus ülen köpek, babamın adını ağzına alma.”

der. Bu konuşmadan sonra kendini ele verir. Böylece hasret sona erer.

46 yaşlarındayken karısı Gülsüm’ü doğum yapamadığı gerekçesiyle boşar. Mumcular’dan Hacı İmam Kızı Fatma(1882-1976)’yla evlenir.

Bu evliliğinden de Elif (1896-1933), Kerim (1899-1934), İbrahim (1900-1918), Süleyman (1913-1986), Mustafa (1914-1956), Ali( 1916-1956), Ayşe Türkel ( 1921-2000)adlı çocukları olur.

1908 yılında Bodrum Kaymakamı , Çerkez Kaymakam lakaplı Ömer Lütfü Türk’tür. Kerimoğlu Ali’ye haber salarak, Meşrutiyet’in ilanından önce teslim olması konusunda ikna eder. Kerimoğlu Ali, Efe elbiselerini giyerek, 17 Temmuz 1908 yılında Bodrum çarşısına inerek teslim olur Bir hafta Bodrum zindanında yatar ve Meşrutiyet’in ilanından sonra da affedilir.

Bu tarihten sonraki yaşamı, sadelik içinde ve değişik mekanlarda geçer. Katıldığı düğün ve eğlencelerde, sözünün üstüne söz koysalar bile, yaşamındaki acı tecrübeler nedeniyle hiçbir tepki göstermez. Hatta meydan oyununa çıkan Kerimoğlu Ali kamasını meydandan fırlatan genç Kel Mustafa (Cenikli)’ya bile:

Bırakın buralarda bir it daha türesin.

diyerek, izin verir.

1908 yılında Rodos Adası’nda kalır. Bazı kaynaklara göre ise, Şira Adası’nda kalır ve burada kahveci olarak yardımcılık ederken , kahvecinin kızıyla evlenir. Bu evliliğinden de bir oğlu olur.(Daha sonraları  bu oğlu, Atina Maliye Müdürü olarak görev yaptığı sıralarda babasının mekanlarını ziyaret etmiştir)

Kerimoğlu Ali, 10.11.1921 tarihinde 67 yaşında Karanlıktaki evinde ölür. Onun Efe olarak, dağda geçirdiği yılların ve hapislik yıllarından sonra, ardından türkü yakılır. Bu türkü yalnızca Bodrum yöresinde bilinir ve kıvrak figürlerle oynanır. Onun yaşlılık dönemlerinde Pisi’deki yeğenlerinin “Kerimoğlu” namıyla anılması ve ardından da öldürülmesi sonrası yakılan türküyle karışır. Ancak bu karışıklık yalnızca türkünün sözlerinde değil, ezgisinde de görülür.

Bodrum’da bilinen türkünün sözleri aşağıdaki gibidir:

 

Kerimoğlu iner gelir enişten

Her yanları görünmüyor gümüşten

Kerimoğlu duvarlardan atladı

Tabancası beşi birden patladı

( Selamoğlu silahları topladı)

Kerimoğlu da eşkiyalık ediyor

Tüp tüp eder zenginlerin yüreği

Her yanları aman duman bürüdü

Candarmalar alay alay yürüdü

Haydindik avlıların da gazeli

Yollarına çifte gurban kesmeli

Adsız1 527x670 - YAŞAYAN KERİMOĞLU EFSANELERİ

                        PİSİLİ  KERİMOĞLU EYÜP ZEYBEK

                                   VE HÜSEYİN EFE

Pisi’de kalan Kerimoğlu Mehmet’in Pisili Ayşe adlı kadınla olan evliliğnden doğan Hüseyin (Deli Hüseyin), Kocabıyıklar’ın kızı Hatça ile evlenir. Bu evlilikten; Mehmet (1873), Ali (1874), Hüseyin (1876), Gülsüm (1878), Eyüp (1882) adlı çocukları olur. Çobanlık ve çiftçilikle geçimlerini sağlarlar.

Kerimoğlu Eyüp, Pisili Kerimoğlu ailesinden, Deli Hüseyin ve Hatice’nin en küçük çocuğudur. 1882 doğumludur. Ailenin büyük oğlu Mehmet bir düğün sırasında öldürülür. İkinci oğlu Ali, Kafkasya cephesinden dönemez. Ayşe hastalıktan ölür. Hüseyin(1874)  Pisi köyünü terk eder ve konturbazlık ( tütün kaçakçılığı) işine bulaşır.

Baba Deli Hüseyin, çocukları küçükken ölür. Pisi’de, ailenin tek temsilcisi, Eyüp kalır. Ağabeyi Hüseyin ise,  daha çok, Bodrum yöresine gelir, gider Burada kaçak tütün alıp satma işine girer..Amcası Ali’nin hapiste olduğunu, bu bölgede namlı bir eşkıya olduğunu bilmeden, Kerimoğlu adı yüzünden, ünü attıkça artar. Kısa zamanda kendisine yardımcı olacak adamları bulur, işini daha da geliştirir.

Yöre topraklarının olduğu gibi, Pisi  topraklarının iki sahibi vardır. Muğlalı Doktor Hüseyin Bey ve Şerif Efendi. Pisi’nin o yıllardaki ağası, Doktor Hüseyin Bey’in kahyası İzzet Ağa’dır. İzzet, aynı zamanda Muhtardır. Onun malları, istediği yere girip, çıkar. Kimse ona karışamaz.

Eyüp, birkaç dönümlük topraklarına (Yazbağı denilen mevkide) geçimlik darı ekmiştir. İzzet Ağa’nın malları, bu darı tarlasını bozunca, ağabeyinin mavzeriyle tarlaya giren öküzleri öldürür. Bu olay sonrası yaşanan gerginlik, Hüseyin’in gelmesi ve öküzlerin parasını ödemesiyle biter. Ancak İzzet Ağa’nın çobanları, Kerimoğulları’nın tarlasına, hayvanları tekrar salar. Eyüp, buna tekrar müdahale eder. Artık düşmanlık, yeniden başlamıştır.

1900 yılında Maşat denilen yerde, bir düğün kurulur. Düğünde Hüseyin’in yakın arkadaşı Kavaklar’ın Kocaoğlan, Eyüp’ün oyununu sarhoş kafayla bozar. Eyüp, bunun hakaret olduğunu bilmesine rağmen, Kocaoğlan’ın ağabeyinin yakın arkadaşı olmasından ses etmez. Ancak Kocaoğlan, gider İzzet Ağa’nın masasına oturur ve onlarla eğlenmeye başlar. Eyüp buna dayanamaz ve elindeki tek atımlık tabancayla, Muhtar İzzet’in üstüne yürür. Kargaşa sırasında İzzet yaralanır ve Eyüp de kaçar. Dere içine girince, Gosmel adında köylüsü tarafından yakalanır. Dövüle dövüle geri getirilir.Eyüp’ün anası Hatça Kadın , olayı duyup düğün meydanına koşar ve oğlunu kurtarır. Ertesi gün Muhtarı vurduğu için, kolcular tarafından arandığı haberi gelir. Yaralı haliyle mavzeri alır ve dağa kaçar. Ardından gelen takipçilerle çatışmaya girer. Bir asker öldürmüştür artık.

Olaylar gelişir, genişler. Bu arada Çakallar(Yerkesik-Menteşe Mahallesi) mevkinde yaşayan İbiş İbram’ın güzel torunu Sarı Sultan’ı , bir düğün sırasında görür ve ona aşık olur. Onunla bir süre sonra tanışır, sevişir.

Eyüp’ü yakalamak için devriyeler, bölükler sevkedilir. Birkaç kez çatışma yaşanır ve bu çatışmalar sırasında da bir asker daha ölür.

Eyüp’ü dağlarda koruyan Ağabeyi Hüseyin Efe ve arkadaşlarıdır. Hüseyin, kardeşini önce Bodrum’daki akrabalarının yanına kaçırır sonra da, İstanköy’e götürür. Ancak  Eyüp, Sarı Sultan’a olan aşkı yüzünden, uzun süre orada kalmaz. Geri, kendi dağlarına döner.

Sarı Sultan ile buluşmaları sıklaşır. İbiş İbram durumu anlayınca, torununu uyarır. Sultan’ın da Eyüp’ü sevdiğini öğrenir. Bu işin sonunu hayırlı görmez ve Eyüp’ü ihbar eder. Sarı Sultan’ı da, Yerkesikli Maviler’in Küçük Mehmet’e verir.

1901 yılının güz aylarında, Ağabeyi Hüseyin Efe, Kocaoğlan ve Eyüp, Sarı Sultan’ı dedesinden istemek, vermezse de kaçırmak için giderler. İbiş İbram, gelenlerin durumundan korkar. “Torunu Sultan’ı vereceğini” söyler. Konuklarını evinde misafir eder. Kız kardeşinin oğluyla da, Yerkesik’te, Eyüp’ü yakalamak için konuşlandırılmış askerlere  çoktan haber vermiştir. Evi, Kör Arap Lakaplı İsmail Çavuş ve askerleri tarafından sarılır. Sabaha doğru Eyüp’ün yattığı yer kurşunlanarak uykusunda öldürülür. Öldürüldüğünde henüz 19 yaşındadır. Ağabeyi Hüseyin ve Kocaoğlan, yaralı olarak tutuklanır. Eyüp’ün yakınlarına ölüsü verilmez ve öldürüldüğü yere gömülür.

Eyüp zeybeğin çok genç yaşta öldürülmesi nedeniyle, anası Hatça Kadın ve sevgilisi Sarı Sultan tarafından ağıtlar yakılmıştır… Ağıtlar, zamanla  türkünün sözlerine kaynaklık etmiştir

Hüseyin Efe, altı yıla yakın Bodrum zindanlarında kalır. Çıktığı zaman köyüne döner. Peş peşe evlenir. Muğlalı toprak ağası Şerif Efendi, Kerimoğlu Hüseyin’i, kahya olarak atar ve yanında  silah arkadaşlarından Kafacalı Çolak Mustafa vardır.

Hüseyin’in Kahyalığı sonrası, Pisi’deki iktidar kavgası da kızışır. Hem toprak ağaları, hem de kahyalar arasındaki çekişme düşmanlığa dönüşür.

İzzet Ağa, kızı Adile’yi kaçırmaya kalkan Kocaliler’in Mehmet’i, “Kerimoğlu’nu öldürmesi karşılığı vereceğini” söyler. Mehmet, Kerimoğlu Hüseyin Efe’yi, pusu kurarak Semetyeri mevkiinde sırtından vurup öldürür. Ölüm 20 Ağustos 1923 tarihinde gerçekleşir. Kerimoğlu’nun öldürülmesi yıldırım hızıyla civarda duyulur. Kadınları ağıtlar yakar. Ağası Şerif Efendi olayın derinliğine araştırılması için uğraş verir ancak zamansız ölümü nedeniyle, olay kapanır gider.

Türkünün ilk kez Koca Aşa adlı çalgıcı bir kadın tarafından söylenmiştir. Daha sonraki yıllarda Pisili Kemancı Tahir Usta tarafından, düğünlerde zeybek havası olarak söylenip, oyun olarak da oynanmıştır. Bugün hala , bölgenin en çok sevilen zeybek havasıdır.

Araştırmacı yazar H.İlker Altınsoy, türkünün konusuyla ilgili olarak geniş araştırma notlarını “KERİMOĞLU” adlı belgesel romanıyla anlatmıştır. Ayrıca Mahalli sanatçı İbrahim Ethem Yağcı ile birlikte belgesel çekimlerini tamamlayarak Kanal-F  televizyonunda yayınlamışlardır.

 

Öf ülen de aman aman

Karadağlar’ın sandalı da sandalı

Al kanlara boyanmış

Kerimoğlu’nun her yanı da her yanı

 

Öf ülen de aman aman

Yerkesik’len şu Pisi’nin arası

Nerelerde bozulmuş

Kerimoğlu’ynan Kör Arap’ın arası

 

Öf ülen de aman aman

Karadağlar’da geyik kalmadı

Oyna ülen de Kör Arap

Sen oyna , senden başka yiğit kalmadı

 

Öf ülen de aman aman

Yerkesik’in minaresi minaresi

Dürülü de kalmış aman

Kerimoğlu’nun cuvaresi cuvaresi

 

Öf ülen de aman aman

Eyüp’üm gitti gitti de bulunmaz

Allah’ından bulası Kör Arap

Uykularda adam vurulmaz

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
Başa dön tuşu
css.php
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün