web stats
Yeni Yazı

SÖZLÜ KÜLTÜR ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ

“Söz ola kese başı

Söz ola kestire savaşı”

Türk halk edebiyatımızın yüzyıllar öncesinden getirdiği veciz bir deyiş…

Halk kimdir o zaman? Bazılarının belleklerinde halk kavramı, kent dışında yaşayan, okumamış, toprakla geçinen; kentlerin varoşlarında yoksulluk sınırları altında yaşamaya çalışan insancıklar olarak yer almakta. Oysa halk kavramının içinde herkes vardır. İnsan olarak; ben sen, o, biz siz onlar biçiminde adlandırılan insanlar kümesidir. Ancak bu toplulukların temel orak özelliği; kullandığı dille oluşturduğu bütün birikimleri, gelenek ve görenekleri, inançları, değer yargıları ile bütünsellik göstermesidir. Bütün bu birikimler toplamı “kültür”ü oluşturur.

Halk sözü, toplumun elit kesimince,(!)aşağı tabaka olarak algılanmaktadır. Hatta bu aşağı tabaka denilen kesimin konuştuğu dili, ürettiği ürünleri sevmediği, benimsemediği halde yalandan gülücükler dağıtır. Halkın dilini bilmediği halde, konuşmasını halkın konuşmasına benzeterek kendince yakınlık kurmaya çalışmaktadır. Böylece yıllarca el atılmayan alanlarda araştırma yaptıklarını sanmaktadırlar. Atılsın tabi ki, halkbilimi üzerine çok yönlü araştırmalar yapılmalı, sağlıklı değerlendirmeler yapılmalı…

Bendeniz aşağı tabaka denilen halk kesiminden çıkmış birisi olarak yerel kültürümüzün birkaç ürünü üzerinde araştırma yapmaya başladım..Bu araştırmalarımın kaç yıllık olduğunu insanlar bilmeden, sormadan, öğrenmeden hakkımda yazdılar, çizdiler. Buna rağmen genlerimden getirdiğim sabrı ve sükuneti göstermeye çalıştım. Başkalarına saygıda kusur etmedim. Benden önce bu konuya emek veren insanların çalışmalarını hep takdirle karşıladım. Eserlerimin önsözleri dahil olmak üzere, kaynakçalarında da adlarından sözettim.

“Kerimoğlu” eserimi yazdığımda, onlarca kişi ve onlarca kaynağın aktarımını açıkladım. Bir türkünün öyküsünü roman türüyle yazdım. Amacımı da açıkladım…

Ardından “Karaova Düğünü” adlı eserimi aynı türde yazdım. Ancak bu eserimde başka bir yenilik yaptım. O da şu; olay kahramanlarının kaynak kişilerin resimlerini, yerel dil özelliklerinin açıklamalarını verdim. Bir romanda böyle bir çalışma belki ilktir.

Diğer bir roman çalışmam “Ormancı”ydı. Türk edebiyat tarihinde ilk kez, bir türkü kahramanının resimlemesi, kriminal bir çalışmayla akademik düzeyde yapılmaya çalışıldı. Bu konuda çalışma üreten arkadaşlarımızdan Muğla Üniversitesi Okutmanlarından Özden Işıktaş’a teşekkür ediyorum. Yalnızca bu fotoğraf çalışması bile aylarımı almıştı. Gittiğim yerlerin, konuştuğum insanların sayısını ben hatırlamıyorum ama unutulmasın diye kaynakçamda belirtmiştim.. Eserde yerel dilin özelliklerini, söz ve deyişleri, deyimleri kullanırken minik bir de sözlük ekledim. Çünkü Muğla ağzındaki bazı sözcükleri başka yörelerde bulmak mümkün değildi. Okuyuculardan edindiğim izlenimlere göre iyi yapmışım..

Bu arada Muğla’nın yerel kültürüne ışık tutacak iki bine yakın mani örneğini, yine eserdeki kaynakçamdaki belirttiğim insanlardan derlemiştim.

“Özümüz Sözümüz Sazımız” adlı eserimin öyküsü ise gerçekten uzun bir roman… Bu güne kadar yazılı kaynaklarda yer alan türkülerimizin toplam sayısı 50-60 civarındaydı..

Ben ve başta ekip arkadaşlarımdan İbrahim Ethem Yağcı olmak üzere bütün yöreleri taradık..Yazılı eserleri topladık…Sözlü olarak halen halk arasında sözü olan, olmayan türkülerimizin hepsini kayda aldık. Toplam olarak tarayabildiğimiz türkü sayısı 290 civarındaydı. 290 nere, 60 nere? Aradaki 230 türkü neden şimdiye kadar yazılmamış? Neden bunlar yeterince taranmadan Muğla Türküleri adı altında eserler yazılmış?

Türkülerin en geniş öykülerine kadar ve en sağlam denilebilecek kaynaklarını dinleyerek kayda geçirdik. Halk müziğimize gönül vermiş, emek vermiş, yöre kültürümüzün gelişmesine yardımcı olmuş bütün kaynak kişi ve sanatçılara yer vermeye çalıştık. Türkülerimizin yaratıcılarını, hangi yöreye ait olduklarını, sözlerinin en doğru söylenişlerini, TRT’ye girmiş olan söz ve bilgi yanlışlıklarını tek tek tespit ettik. Bunların düzeltilmesi konusunda girişimlerde bulunduk. Henüz kayıtlara geçirilmemiş türkülerimizi tespit ederek, sözlerini derledik.

Yöremizdeki en ünlü müzisyenlerimizi, ad ve lakaplarını, hangi enstrümanı çaldıklarını tespit edip kayıt altına aldık. Bu insanların içinde; def, desdümbek, sini, iligen, davul, zurna, cümbüş, keman, ud, klarnet, düdük, kaval, sipsi, zil, cura, bağlama, kaşık, kabak kemane çalgıcılarının adları veya lakapları verildi.

Bütün bunları yaparken kaç bin kişiyle görüştüğümü, kaç köy, kasaba, ilçede çalışma yaptığımı söylemeyeyim. Hepsinden önemlisi bütün bunları yaparken, bazıları gibi ne devletin makam aracını kullanmadık, devletin verdiği görev kapsamında iş icabı çalışma üretmedik. Ne akademik unvan amaçlı, ne popilizm amaçlı, ne siyasi amaçlı, ne de ticari amaçlı çalıştık…Günlerce arkadaşlarımız dükkanını kapattı, gün oldu gecelerimizi yollarda geçirdik, gün oldu köylerde insanları tarlada dağda peşinden koşarak bulduk, gün oldu ailemizden ayrıldık, gün oldu aç susuz saatlerce yürüdük dağda bayırda…Gün oldu ilçelerdeki ustaları bir araya toplayarak buralardaki türkülerin sözleriyle kayıtlarımızı karşılaştırdık. Öyküleri yeniden dinledik. ..

Bazen bir mezar taşından bu güne kadar anlatılan öykünün tarihinin tümden yanlış yazıldığını tespit ettik. Bazen, anlatılan öykülere büyük tepkilerle karşılaştık. “Doğrusu budur öykünün ve ben de bu öyküde yaşayanlardan birisiyim.” diyen yaşlılarla karşılaştık. Bazen, öykülerin geçtiği yerlerin doğru verilmediğini, bazen isimlerin doğru yazılmadığını, bazen sözlerin doğru söylenmediğini öğrendik…Yaşlı müzisyenlerin aktarımlarıyla günümüze gelen sözler arasında karşılaştırmalarda bulunduk..

Şimdi söylüyorum ve isim belirtmiyorum. Benim eserimden sonra gazetelerde birkaç eksiği ya da yanlışlığı görüp birkaç satır içinde eleştiri yazanlara soruyorum.. Ben bunları gördüm ve eksikliğim varsa düzeltme yapacağımızı da söylüyorum. Peki aynı konuda eser yazan baylar, bayanlar! Niçin eserlerinizde 40 türküyle Muğla Türkülerini sınırlandırdınız?

Türkülerin öykülerindeki, sözlerindeki yanlışlıkları olaylardaki tarihi yanlışlıkları niçin görmediniz? Niçin birinci derecedeki kaynak kişiler sağ iken onlarla derleme yapmadan bu türkülerin öykülerini yazdınız?

Akademik ünvanlı sözlü kültür ve türkü çalışmaları üzerine yazı yazanlara soruyorum. Kaç tane müzisyenle konuştunuz? Onların eski birikimlerini derlediniz mi? Muğla’nın türküleri ile başka yörelere ait türküleri niçin aynı kitapta açıklama yapmadan topladınız? Kaç adet türkünün öyküsünü, var olduğu halde yazmadınız? Kaç köyde kaç kişiyle derleme çalışması yaptınız? Eserinizin önsözünde utanmadan “Muğla türküleriyle ilgili çok az sayıda yazılı kaynak olduğundan” bahsediyorsunuz. Ayıp, ayıp… Biz sizlerin yaptığı çalışmaları yakından takip ediyoruz. Siz sizden önce bu konuda eser üretenlerden;

Bodrumlu Müzisyen Mehmet Uslu,

Muğlalı H.İlker Altınsoy,(5 eseri)

Milaslı Neriman-Nida Tüfekçi,

Milaslı Nevzat Çağlar Tüfekçi,

Milaslı Tomris Bilgi Mergen,

Muğlalı Erman Şahin,

 

Milaslı Dr. Mehmet Kaya,

Fethiyeli Hamdi Özbay,

Fethiyeli Ünal Şöhret Dirlik,

Datçalı Nihat Akkaraca,

Bayırlı Aşık Abbas Balcı,

Muğlalı İ.Ethem Yağcı,Halk

TRT’nin Türk Halk Müziği Seçme Eserler,1-2-3 cilt

TRT Sözlü Eserler Antolojisi 1-2-3 cilt,

Nevin Öziç,”Ula Fokloru”

Gibi yazılı eserlerden hiç haberiniz yok…Üstelik bu konuda yazılı eser yok diyerek iddia ediyorsunuz.. Size soruyorum. Bu nasıl akademik ve bilimsel bir çalışma.. Üniversitemizin halkbilimcileri böyle çalışma üretiyorsa vay halimize!

Bunların dışında 15 adet görüntülü belgesel nitelikli türkü ve öykülerine ilişkin program yaptık. Köy, kasaba ve kent kültürünün yanı sıra yörelerimizin bir çok özelliğini yansıtan programlar bunlar…

Ben ve benim gibilerin kıymetini, komşu illerimizin yayın organları- kültür dernekleri, ulusal televizyon ve gazetelerimiz, Üniversitelerimiz yeterli olmasa da değer veriyor. Ama kendi ilimiz Muğla, çalışmalarımızı görmezlikten geliyor.

Duydum ki, Muğla sözlü kültürüne emek veren insanlara ödül vermişsiniz… Siz o kültür adına ödülleri dağıtırken;  ben ve ekibim Datça köylerinde Pio Nine(Emine Bosnalı-1925)nin iligenle bize çaldığı türküleri yeniden kayıt altına alıyorduk…

            Biz üretiriz… Siz tüketirsiniz… Farkımız bu, kolay gelsin size!

 

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
Başa dön tuşu
css.php
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün