e
sv

Sayfalarında Kaybolduklarım: REYC (Asi Çakıltaşı #2)

31 Okunma — 14 Şubat 2021 19:59
avatar

Başak Arya Gençler

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Selamlar dostlarım! Asi Çakıltaşı serisinin ikinci kitabı Reyc ile geldim bu sefer… İlk kitaptan sonra beklentileriniz oldukça yükselmişti değil mi? Ben de aynı durumdayım. Ve ikinci kitap benim beklentilerimi karşıladı diyebiliriz. Siz neler bekliyordunuz?

Öncelikle bu kitabı okumayanlar fakat okumayı düşünenler, lütfen spoiler kısımlarını atlayın yoksa tadı çıkmaz^^

Reyc, kelime anlamı olarak örtülmüş ve kilitlenmiş büyük kuyu anlamına geliyor.

*spoiler*

Bu kitap beni ağlatamadı.

Öyle bir buruk kaldım ki, duygusal olan ben ağlayamadım.

İlk kitap çok iyiydi. Bu kitap ondan da iyi. Şimdi üçüncü kitabın gelmesini nasıl bekleyeceğim onu düşünüyorum. Kitap birinci kitabın direkt olarak devamı. Çok sevdiğim Bedirhan’ın gerçek yüzüne, babasının duygusu yakarışlarına ve bir kadının melek oluşuna ev sahipliği yapıyor bu kitap.

O kadar naifçe yazılmış ki, antika dükkanındaki amcayı bile unutamadım. Eşini ve takvim yaprağını unutamadım. Bedirhan’ın maskesini, Dilek hanımın son jestini ve Ala’yı unutamadım.

Buruk Ala… Kardeşi olan dağın üzerine yıkılan Ala… Ala’yı sırtlayan Asi…

Yine çok beğendim. Karan’ın gerçek yüzü diye betimlenen kısım bence Karan’ın gerçek yüzü değildi. Karanın acılarından ibaretti. Bence Karan’ın gerçek yüzü Ali. Sadece Ali.

Bu kitabı da çok beğendim. 2020’nin sonlarına gelirken verdiğim en güzel kararlardan biriydi bu seriyi okumak. Bu arada Binnur abla, umarım o küçük Ayşenur’un yanında olmak, seninde hoşuna gidiyordur. Çünkü o seni çok seviyor.

Ayşenur, lütfen iyi ol.

*spoiler*

Benim en çok merak ettiğim konulardan biri de Bedirhanın hayat hikayesi aslında. Billur’unkini az çok biliyoruz fakat Sergen ve Bedirhan hakkında en ufak bir fikrimiz yok. Normalde espiri dolu ve hafif laşka konuşan Bedo’muz, kendiyle baş başa kaldığında ya da sinirli olduğunda tam bir aslana dönüşüyor. Yüzüne taktığı bu maskenin nedenini çok merak ediyorum.

Karan ve Merve’nin dövmelerine değinmesem olmaz. Aslında ilk kitapta da hafiften dürtecektim ama konuyu eşelemek istemedim. Çok tatlı bir düşünce değil mi?

Hayır, değil.

Çünkü bu kitapta tatlılıklara yer yok. Bu dövme, bir pranga aslında…

Buyurunuz tanıtım bülteni.

Tanrı, ölen çocuklar için cennette bir oyun parkı inşa etmiş, duydun mu?

Parkın içine kar yağıyormuş ama hiç soğuk olmuyormuş; güneş yanarak parlıyormuş ama asla yakmıyormuş.

Ölü çocuklar terlemiyor, düşse bile canları yanmıyor, asla hastalanmıyor, hiç yorulmuyormuş.

İçimdeki kız çocuğu kendini nefes boşluğundan vurdu. Şarjörün içine yirmi altı kurşun dizdi; yirmi altı el sıktı nefes boşluğuna. Yirmi altıncı patlama sesinde uykumdan uyandım

ama onu kurtaramadım. Yirmi altı seksek kutusu çizdim. Yirmi altı kez zıpladım tek ayağımın üstünde. Yirmi altı kez düştüm. Yirmi altı kez yandım. Ben hiçbir zaman kendi kuyumdan su içmedim. Tanrı’nın avuçlarındaki suya düşen yansımama baktım. Reyc’e baktım. Saatin anahtardan akrebi beni çocukluğumdan soktu. Canım adam.

(Tanıtım Bülteninden)

Kendinize çok çok iyi bakın, sağlıkla kalın, hoşça kalın.

-Başak Arya Gençler

 

get_footer();