e
sv

Sayfalarında Kaybolduklarım; KEHF (Asi Çaklıtaşı #1)

96 Okunma — 03 Şubat 2021 13:19
avatar

Başak Arya Gençler

  • e 1

    Mutlu

  • e 1

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Herkese merhabalar… Bugün son zamanlarda üçüncü ve son kitabını okuduğum kitap serisinin ilk kitabından biraz bahsetmek istiyorum sizlere.

İlk kitabın adı KEHF.

Kehf Suresi Kur’an’ın 18. suresidir. Sure 110 ayetten oluşur. Sure ismini 9. ayette ve diğer birkaç ayette geçen ve ‘mağara’ anlamına gelen ‘kehf’ kelimesinden alır. Medinede indiğine inanılan 28. ayetin dışındaki kısımların Mekke’de indirildiğine inanılmaktadır.

Ana kadın karakter, Asi Merve Karakuyu. Babası, annesi ve ablasıyla ilişkileri berbat olan Merve’nin aşırı bir olgunluğu var. Yaşadıkları olgunluğu da beraberinde getirdi anlıyorum fakat 17 yaşında olan biri için haddinden fazla bir tavır gibi geldi bana.

Gelelim ana erkek karakterimiz Karan Ali Çakıl’a. Karan’ın hayat hikayesi de tahmin edebileceğiniz gibi acılarla dolu. Merve’nin okuluna seminer vermek için gelen Karan, soru cevap kısmında hiç beklemediği bir soruyla karşılaşıyor ve bu soru tabii ki de asıl kızımız Merve’den geliyor. Ve böyle tanışıyorlar.

Buradan sonrası spoiler içerebilir o yüzden spoiler almak istemeyenler lütfen burayı atlasınlar^^

 

*spoiler*
Kitap beni şok etti. Cidden böyle beklemiyordum. Yalan yok Wattpad’de iken okumuştum ve bu yazarın dilini de çok severim. Ama 700 sayfayı 1,5 günde okumak… Bence bu başarıdır. Resmen başına kilitlendim. Derslere girdiğim süreleri tabiki çıkardım aradan ama aklım kitaptaydı ne yalan söyleyeyim. Kitap, babası tarafından sevilmeyen 17 yaşındaki Asi Merve Karakuyu’nun, (ailesi tam bir kaos) ve 26 yaşındaki iş adamı Karan -Ali- Çakıl’ın etrafında dönüyor. Sübyancı demeden önce kitabı okumanızı tavsiye ederim. Merve’nin ablası Defne tam bir pısırık. Karakteri değil düşünceleri pısırık ve bu durum beni sinir etmekten başka bir işe yaramadı.

Merve o evdeki en olgun kişiydi. Merve’nin şeref yoksunu babası Mehmet Karakuyu ise benim anlamlandıramadığım biri. Ailesini sevmiyor. Karısını da aldatıyor. Pişkin pişkin kızına bir şey yokmuş gibi davranıyor. Sevgi olamadan büyüyen bu kız, babasını hissizlikle cezalandırıyor. Merve çıkmaza girerken ona Karan’ın eli uzanıyor. Karan, Merve kadar yaralı, içi kan ağlayan, kan kusan fakat kızılcık şerbeti içtim diyen bir karakter. Annesinin kendisini terk etmesi onda travma yaratırken gerçek anlamda terk etmesidir ördüğü duvarların sebebi. Biri anne, biri baba oluyor. Birbirilerinin yaralarını sarıyorlar… Kitap çok akıcıydı.

Beğendim. Tavsiye de ederim. İkinci kitap olan Reyc’i de bitirdim. Bu arada Kehf’i üçüncü okuyuşum. İlk kez Wattpad’de, ikinci kez Kitap olduğunda 2017 de, ve bu da üçüncü kez. Gerisini siz düşünün.

*spoiler*

 

Eveeet bunlar benim düşüncelerimdi. Umarım beğenmişsinizdir. Kitabı okuyanlar, yorumlarda buluşalım…

Şimdi de sizleri kitabın arka kapak yazısıyla baş başa bırakıyorum…

Dışarıda devam eden bir hayat, içimde kalbi duran

ufak bir kız çocuğu vardı.

Göğsümde bir labirent kurmuş, çıkışa varan tüm yolların sonunu onun mağarasının girişine yerleştirmiştim.

Islanmaya başlamış bir kelebeğin kanadını nefesinle

kurutamazsın, parçalarsın.

Ona bunu anlatamadım.

Bana bunu anlatamadı.

Üstüme yağmaya, beni ıslatıp nefesiyle parçalamaya

yemin etmişti.

Üstüme yağmasına, beni ıslatıp nefesiyle parçalamasına izin vermiştim.

Sanki bir mezarım vardı, yerini ondan başka kimse bilmiyordu.

Bir adam dizlerimin önüne oturdu, yara izlerimi öptü.

Bana tıpkı bir mağarayı anımsatan siyah gözlerle baktı.

Biliyordum.

Kehf benim kanatlarımı ıslatan yağmurdu.

Kanatlarımdan ruhuma akıyordu.

“Küçücüğüm.”

(Tanıtım Bülteninden)

 

 

 

Kendinize çok çok iyi bakın, evde kalın, hoşça kalın.

-Başak Arya Gençler