İnstagram Sayfamızı Takip Edin

Yeni bir podcast serisi sizlerle...
YouTube, Spotify ve diğer platformlarada!
...

Gumbuz Com'un sunduğu, Nazlıcan Kovancı (@nazlicankovanci ) ve Yusuf Konca (@koncayusuf ) ile Tırışkadan nağmelerin (@aylaklarofficial )yeni bölümü tüm dijital platformlarda! ...

Doğum günün kutlu olsun. @altuntaserra 🎈🎉🥳 ...

Doğum günün kutlu olsun @simaycelkn 🥳🥳 ...

Bilim

Tüm Yazılarımız

Selamlar dostlarım! Asi Çakıltaşı serisinin ikinci kitabı Reyc ile geldim bu sefer… İlk kitaptan sonra beklentileriniz oldukça yükselmişti değil mi? Ben de aynı durumdayım. Ve ikinci kitap benim beklentilerimi karşıladı diyebiliriz. Siz neler bekliyordunuz?

Öncelikle bu kitabı okumayanlar fakat okumayı düşünenler, lütfen spoiler kısımlarını atlayın yoksa tadı çıkmaz^^

Reyc, kelime anlamı olarak örtülmüş ve kilitlenmiş büyük kuyu anlamına geliyor.

*spoiler*

Bu kitap beni ağlatamadı.

Öyle bir buruk kaldım ki, duygusal olan ben ağlayamadım.

İlk kitap çok iyiydi. Bu kitap ondan da iyi. Şimdi üçüncü kitabın gelmesini nasıl bekleyeceğim onu düşünüyorum. Kitap birinci kitabın direkt olarak devamı. Çok sevdiğim Bedirhan’ın gerçek yüzüne, babasının duygusu yakarışlarına ve bir kadının melek oluşuna ev sahipliği yapıyor bu kitap.

O kadar naifçe yazılmış ki, antika dükkanındaki amcayı bile unutamadım. Eşini ve takvim yaprağını unutamadım. Bedirhan’ın maskesini, Dilek hanımın son jestini ve Ala’yı unutamadım.

Buruk Ala… Kardeşi olan dağın üzerine yıkılan Ala… Ala’yı sırtlayan Asi…

Yine çok beğendim. Karan’ın gerçek yüzü diye betimlenen kısım bence Karan’ın gerçek yüzü değildi. Karanın acılarından ibaretti. Bence Karan’ın gerçek yüzü Ali. Sadece Ali.

Bu kitabı da çok beğendim. 2020’nin sonlarına gelirken verdiğim en güzel kararlardan biriydi bu seriyi okumak. Bu arada Binnur abla, umarım o küçük Ayşenur’un yanında olmak, seninde hoşuna gidiyordur. Çünkü o seni çok seviyor.

Ayşenur, lütfen iyi ol.

*spoiler*

Benim en çok merak ettiğim konulardan biri de Bedirhanın hayat hikayesi aslında. Billur’unkini az çok biliyoruz fakat Sergen ve Bedirhan hakkında en ufak bir fikrimiz yok. Normalde espiri dolu ve hafif laşka konuşan Bedo’muz, kendiyle baş başa kaldığında ya da sinirli olduğunda tam bir aslana dönüşüyor. Yüzüne taktığı bu maskenin nedenini çok merak ediyorum.

Karan ve Merve’nin dövmelerine değinmesem olmaz. Aslında ilk kitapta da hafiften dürtecektim ama konuyu eşelemek istemedim. Çok tatlı bir düşünce değil mi?

Hayır, değil.

Çünkü bu kitapta tatlılıklara yer yok. Bu dövme, bir pranga aslında…

Buyurunuz tanıtım bülteni.

Tanrı, ölen çocuklar için cennette bir oyun parkı inşa etmiş, duydun mu?

Parkın içine kar yağıyormuş ama hiç soğuk olmuyormuş; güneş yanarak parlıyormuş ama asla yakmıyormuş.

Ölü çocuklar terlemiyor, düşse bile canları yanmıyor, asla hastalanmıyor, hiç yorulmuyormuş.

İçimdeki kız çocuğu kendini nefes boşluğundan vurdu. Şarjörün içine yirmi altı kurşun dizdi; yirmi altı el sıktı nefes boşluğuna. Yirmi altıncı patlama sesinde uykumdan uyandım

ama onu kurtaramadım. Yirmi altı seksek kutusu çizdim. Yirmi altı kez zıpladım tek ayağımın üstünde. Yirmi altı kez düştüm. Yirmi altı kez yandım. Ben hiçbir zaman kendi kuyumdan su içmedim. Tanrı’nın avuçlarındaki suya düşen yansımama baktım. Reyc’e baktım. Saatin anahtardan akrebi beni çocukluğumdan soktu. Canım adam.

(Tanıtım Bülteninden)

Kendinize çok çok iyi bakın, sağlıkla kalın, hoşça kalın.

-Başak Arya Gençler

 

Bugün günlerden 26 Ağustos Anadolu topraklarına ilk dediğimiz gün bugündür. Selçuklu Hükümdarı Büyük Alparslan’ın 1071 yılında 50 Bin askerle Bizans’ın 200 Bin askerini yendiği gündür. Bugün Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde egemenlik ve bağımsızlık uğruna 6 büyük ülkeye karşı savaşını kazandığı düşmanını denize döktüğü ve Türkiye Cumhuriyetinin temellerinin atıldığı o şanlı gündür. EN ÖNEMLİSİ BUGÜN DÜNYA TARİHİNİ DEĞİŞTİREN İKİ OLAYIN GÜNÜDÜR.

None shall live within desperation. Nonetheless of the situation that life or fate or our decisions brought, we should seek, search and crave for the that one and only beautiest thing which came out of the box of Pandora. The sole purpose is that.

That little poem of mine is came to existence while I was in the middle of a existential affair and thinking whether the aforementioned pursuit is worth a life or not. Still not sure but the road itself maketh us what we are in the whole history of humans. Enjoy.

Bu gece, karanlıklar dürtüler içre.
Dumanlara, nefeslere ve yakınmalara gebe.
Müzik’e içkin değiliz, ne de fâni içkilere
Bu gece, bambaşka bir determinizmle yepyeni evrenlerde…

Bu gece, bilinmezlikten ve matematikten öte.
Hisler tarif etmez, sözler fayda etmez neşemize
Göklerin berisindeyiz, düşüncelerden arınmışız
Bu gece, yaşamaya alışanları karşılamışız.

Bu gece, makineleri ve endişeleri aşmışız.
Ama hâlen insanız,
Gayri-menkûl ilişkilerden bıkmışız
Bu gece, eylemsizlik’i sorgulamışız.

Bu gece, yıldızlara uyuyorum.
Öngörülebilir patikalardan vazgeçiyorum
Artık ne Hürmüz’ü tanıyorum, ne de Ehrimen’i belliyorum
Bu gece, Sevig’i tanıyorum.

Bu gece, cübbemin altındaki benle hemhâl oluyorum.
Varoluş hokkabazlığından sıyrılıyorum.
Olabilme çabasında bir toprak’ım ancak Akheron’u adımlıyorum.
Bu gece aylar’ı sayamıyorum ve sanılarımdan imtinâ ediyorum.

Bu gece, yıldızlarda uyuduğum gece.
Bu gece, se-n-ssizlikte kaybolduğum gece…

Merhaba yeni yazıma hoş geldin.  Önceki yazılarımı okuduysan biliyorsundur,    gittiğim gördüğüm her yeri seninle paylaşma fikri beni her zaman heyecanlandırdı.   Aslında bu fikirden hareketle  sadece gördüğüm doğal güzellikleri paylaşıyordum, fakat aklımın  bir köşesinde  her zaman  gittiğim ve sevdiğim mekanları da paylaşmak da vardı.  Bu  fikrimin  ilk yazısını da bu gün paylaşıyorum ve umarım beğenirsin.

Bu yazıda seninle  Marmaris’de yeni açılan harika bir mekanı paylaşacağım. Bu mekan: Gusto.  Gusto  Marmaris’te   yat limanına yakın bir lokasyonda bulunuyor. Mekanda ev ortamı gibi sıcacık bir ortam var. Haydi detaylara geçelim.

Küçücük,  butik bir mekan. İçeriye girdiğimde mekanın dekorasyon tazı  direkt ilgimi çekti.  Sol duvarda sırasıyla ve aynı büyüklükte asılı çerçeveler var. Zaten mekanın en dikkat çeken duvarı da bu kesinlikle. Çerçevelerin içini merak edip yaklaştığımda ise mekan konseptine uygun  sloganlar ve çizimlerle oluşturulmuş görseller gördüm.  Bence oldukça güzel  posterlerdi.  Ayrıca tüm sandalye ve masalar  da mekana  şıklık ve rahatlık katmış. Aydınlatmada kullanılan avizelerin tarzı ve altın detayları çok güzel, bir de her masanın üzerine  bir aydınlatmanın tam denk gelmesi gerektiğini bilerek yapılması mimari açıdan  benden tam not aldı. Derken şimdi fark ettim  ki, iki kişilik bir  masanın üzerinde bir avize gayet yeterli ve olması gereken halindeyken  dört kişilik masanın üzerinde  de tek aydınlatma var, bu olmamalıydı. Ya aynı avizeden iki tane tam ortalanarak asılmalıydı ya da  daha büyük bir avize  yine ortalanarak asılabilirdi. O durumda da dört kişilik masanın ayrılamayan bir masa olması gerekir tabii.

Bu mekanın en güzel yanı da mutfağının açık olması. Böylece oturduğunuz masadan siparişinizin nasıl hazırlandığını direkt görebiliyorsunuz. Ayrıca mutfağın her detayındaki temizlik ve düzeni  gözlemlemeniz mümkün. Bu harika. Hele de bu pandemi döneminde tüm hijyen kurallarına uyduklarını görebilirsiniz. Mekandaki her çalışan güler yüzlü ve kibardı.  Bu da insanı sürekli bu mekana çeken unsurlardan biri. Ayrıca ustanın siparişinizi hazırlarken  pratik ve özenle çalışmasını görmek bence çok güzel.

Gel gelelim yemek konusuna. Mekan genel olarak fast-food hazırlayan bir yer olmasına rağmen  menüde fast-food  yemek istemeyenler için de tam dört çeşit güzel salata mevcut.   “Ben nerede olursam olayım sağlıklı beslenirim.” diyenleri de unutmamışlar. Mekanın menüsünde en geniş  alan pizza.   Yani pizza konusunda çok iddialılar. Menüde  tam yirmi çeşit tuzlu bir çeşit de tatlı olmak üzere toplam  yirmi bir çeşit  pizzaları var. Bu da   muhtemelen pizza sevenlerin çok hoşuna gidecek. Pizza dediysem de, o zincir mekanların yaptığı pizzalarla kıyaslamayın  lütfen. Her malzemesi kaliteli ve taptaze. Bu pizzaların bir tanesi de  “Vegan” pizza.  Ben denemesem de  sen eğer vegan isen deneyerek düşüncelerini bana yazabirsen çok mutlu olurum. Çünkü veganların çoğu mekanda çektikleri sıkıntılar gün gibi ortada. Bu mekanda bu problemi ortadan kaldırmaya yönelik ürünler hazırlanması çok hoş cidden. Ayrıca tatlı pizza mı olur demeyin. “Nutellalı” pizzaları da eminim ki harika bir tatlıdır. Sadece yaz günü biraz ağır gelebileceğini düşünerek sipariş etmedim. Ama  hava biraz daha soğuyunca  denemeyi çok isterim.  Yirmi bir çeşit pizzayı menüde  görünce  insanın aklından bir anda tüm çeşitleri yeme fikri geçse de  kendime hakim olup  sadece bir çeşit seçtim.  Bu da “Misto Gusto” adındaki pizzalarıydı.  Tek kelimeyle nefisti.  Bu lezzeti sana da tavsiye ederim kesinlikle.   Tüm  menü çok iddialı olmasına rağmen fiyatlar da ortalama ve olması gerektiği gibiydi. Aslında bu kalitedeki bir pizza için uygun fiyatlı demek de yanlış olmaz. Sen de menüyü ve fiyatları incele diye   menünün fotoğrafını buraya ekledim.

Menüde altı çeşit de hamburgerleri var. Bundan sonraki gidişim de de kesinlikle hamburgerlerinden bir tane deneyeceğim. Bakalım pizzaları gibi hamburgerleri de lezzetli mi?  Bu arada menünün hamburger kısmını incelediğinizde   hamburgerlerin içeriğindeki  köfteleri yazmamışlar. Muhtemelen kendi hazırladıkları ve özel baharatlandırdıkları köfteyi sunuyorlardır. Tabii ki menüye  daha açıklayıcı yazmalarını tercih ederdim.

Evet yazımın sonuna geldik. Bu mekanın Instagram hesabını inceleyebilmen için  aşağıya link ekledim. Ayrıca hesabı takip ederek  de yeniliklerden ve muhteşem  fırsatlardan hızlıca haberdar olabilirsin.  Eğer mekana uğramak istersen  eklediğim linkte hesabın biyografisinde tam adresleri ve konumu mevcut. Ayrıca mekanın telefon numarasına da ulaşabilirsin. Mekana uğradıktan sonra tüm düşüncelerini benimle de paylaşmanı isterim.  Ayrıca   bu yazımla ilgili tüm düşüncelerini  aşağıdaki yorum bölümünden benimle paylaşabilirsin.  Bu yazım hoşuna gittiyse  fotoğraflarını daha çok beğenebileceğin diğer yazılarıma da göz atabilirsin.

Son olarak bu yazımı okuduğun  için sana da çok teşekkür ediyorum.  Daha fazla fotoğraf  ve yazı için gumbuz.com’ da ki yazılarımı kaçırma. Beni  Instagram’dan da takip  edersen çok mutlu olurum.  Görüşmek üzere.

Mekanın Instagram Hesabı: https://instagram.com/gustomarmaris?igshid=1qr8w14ftfhhi

INSTAGRAM: gizemnurtercanli

 

Sevgili okuyucu, ziyertçi, dostum… Bu yazıyı okuduğun için sana çok teşekkür ederim. Eksik, hatalı, yanlış bir şey görürsen ilk işin bize mail atmak olsun. Senden bir ricam olacak: Bizim tek gelir kaynağımız reklamlar. Reklamlara 1 kere tıklarsan sana minnettar olurum. Sevgi ile, sağlık ile ve akıl ile kalalım…

Merhabalar, Yepyeni bir makale ile karşınızdayım. Bu makalemde antivirüslerin boşa bilgisayarı kaplamasını yüksek versiyonlarına verilen boşa giden parayı onun yerine linux işletim sistemi kullanılması gerektiğini anlatacağım.

Antivirüslerin işlevi sadece bilinen virüsleri tanıyıp silebilir, bu yüzden hackerların yazdığı yeni virüsleri göremez ve algılayamazlardır. Bundan dolayı sizi hackleseler bile sizin ruhunuz duymaz.  Siz ne kadar çok antivirüs indirseniz de veya üst sürümlerini satın alsanız da aynı işlevlere sahip olursunuz. Yani bilgisayarınızı %100 koruma sağlayamazsınız. Bundan dolayı ben herkese Linux işletim sistemi öneriyorum. Eğer ki fazla oyun oynamıyor iseniz sizin ihtiyaçlarınızı rahatlıkla karşılayacak özelliklere sahiptir. Güvenlik bakımından Linux, şuanda Windows’u sollamış durumdadır. Ayrıca Linux için ekstradan bir antivirüs kuralım derdi yoktur. Çünkü Linux kendisi koruma tabanlı geliştirilmiştir. Linux’un daha güvenilir olma sebeplerinden biriside az tercih edilmesidir. Windows çok tercih edildiği için hackerlar genellikle Windows işletim sistemini hackleme yolunu geliştirmeye çalışırlar. Ama Linux’ta hacklenebilir. Şuan için çok zor olsa da bir hacker gerçekten sizle uğraşmak istiyorsa siz isterseniz Mac veya başka bir işletim sistemi kurun genede hacklebilirsiniz. Ama normal ben para ödemek istemiyorum bilgisayarımı hızlandırmak ve güvenli olmasını sağlamak istiyorum, diyorsanız size Linux’u öneririm. Linux işletim sistemi güvenliğin yanı sıra size hızda sağlıyor. Ayrıca Windows’ta bir bilgisayara format attınız da giden driverlar Linux’ta gitmiyor. Linux driverlarınızın hepsini otomatik algılama kapasitesine sahiptir. Onun dışında Windows’ta kullandığınız tüm programlar Linux’tada çalışır fakat Windows’ta oynadığınız tüm oyunlar Linux’ta çalışmaz. Buda Linux’un tek kötü yanıdır. Oyun seviyorsanız pek tavsiye etmiyorum.  Açık kaynak kodlu ve ücretsiz bir şekilde sunulan Linux, web tasarım ve programlama öğrenmek isteyenlere de tavsiye ediyorum.

Evet bu makalemde size Antivirüslere verilen paranın boş olduğundan ve Linux’un işlevlerinden bahsettim. Bir sonraki makalede görüşmek üzere.

 

Herkese selamlar! Biliyorsunuz ki (sanki bilmemeniz mümkünmüş gibi) dünya zor zamanlardan geçiyor. Okuduğum bazı makalelere göre, Dünyada her 100 yılda bir büyük bir salgın meydana geliyor ve bu kasıtlı mı yapılıyor yoksa hepsi tamamen bir tesadüf mü orası kesin olarak bilinmiyor.

Fakat bizim işimizi psikolojik ve fizyolojik olarak zorlaştıran şey, bulunduğumuz çağ. Teknoloji 100 yıl öncesine kıyasla resmen devrim niteliğinde değişti. Bu sebepten ne havayollarını kullanmayı bırakıyoruz ya da her türlü internet kaynaklarını okuyup kendimizi psikolojik baskı altına bırakmaya son veriyoruz.

Öncelikle evet, biliyorum hepimiz için zor bir durum. Fakat pandemi veya karantina sürecinde lütfen bir yeriniz ağrıdığında, seğirdiğinde veya kramp girdiğinde google’daki bütün makaleleri hatim etmeye bir son verin.

Bacağınız, kolunuz, çeneniz seğirdiğinde kendinize ALS veya BFC teşhisi koymaktan vazgeçin. İki-üç kere öksürüp, bir-iki kere hapşurduğunuzda hemen Covid-19 belirtilerini tekrar gözden geçirmeyin. Kendi kendinize teşhis koymayın.

Bakın, sizi çok iyi anlıyorum. Bunları ben de yapıyorum. Ama şunu unutmayın ki Tıpta milyonlarca farklı hastalık ve sendrom bulunuyor. Kolunuz bacağınız tabii ki seğirecek çünkü pandemiden önceki rutinleriniz tamamen sekteye uğradı. Bu yazıyı okuyan kişilerden kaçınız eski rutininizi %100 verimle devam ettirebildi? En basitinden, spor yapanlarınız evde HER GÜN matını sererek kaslarını ısıtmaya devam etti mi? Evet diyenler, burada birbirimizi kandırmayalım isterseniz…

Gelelim psikolojik rahatsızlıklara. Kalp çarpıntınız, ellerde ve bacakta uyuşma, karıncalanma, kalp krizi korkusu, ölüm korkusu, nefes darlığı, anlamsız ağlama krizlere ve ellerinizde titreme yaşadıysanız, panik atak geçirmiş olma olasılığınız çok yüksek. Korkmayın, ölmüyorsunuz. Sadece yüksek dozda stres ve bunun yarattığı aşırı kaygıdan dolayı panik atak geçirmiş olabilirsiniz.

Anksiyeteniz varsa muhtemelen bu anlattıklarım size biraz daha tanıdık gelecektir. Şimdi gelelim bunlarla nasıl İLAÇSIZ başa çıkabileceğinize.

Psikiyatrlar psikoterapinin sonuç vermediği durumlarda Prozac,
Zoloft gibi bağımlılık yapma riski olan fakat BDA* gibi kendisine mahkum bırakmayan ilaçlar yazmak durumunda kalabilirler.

Önce şu bağımlılık durumuna bir açıklama getireyim. Bu ilaçlar sizi kendisine %100 bağımlı yapmaz fakat bırakmakta çok çok zorluk çekersiniz. Zaten bu yüzden reçeteliler 😀

Anksiyete ve depresyon için iki tür ilaç vardır.

Xanax, Ativan ve Valium gibiler sakinleştiricidir. Prozac, Zoloft ve Paxil gibiler ise ağır antidepresanlardır. Hafif trankilizanların bir diğer adı benzodiazepindir ve bu türlerin bir çok anti-anksiyetik özelliği bulunur.

Özetle, anti-depresanların benzodiazepinlere* kıyasla şöyle bir avantajı vardır; bağımlılık yapmazlar. Fakat ne kadar etkililer orası tartışılır. Burada da etki kontrolü olarak Plasebo etkisi devreye giriyor ama buna başka bir yazımda değineceğim.

Bu fizyolojik etkiler tamamen psikolojik olabileceği gibi, altta yatan başka bir sorununuz da olabilir bu yüzden doktorunuza danışmayı unutmayın. Eğer sonuçlarınız temiz çıktıysa fakat belirtiler devam ediyorsa o zaman burada dediklerim sizin için uygundur.

Panik Atak ve Anksiyeteyi Yönetme Kılavuzu:

  1. 1-  Kafanızı meşgul edin. Yeni hobiler edinin veya var olan hobilerinizin üstüne gidin ama beyninizi boş bırakmayın.
  2. 2-  Kendinizi dinlemeyin! Bir yeriniz sızladığında bütün odağınızı oraya verirseniz, muhtemelen azalmak yerine daha çok artacaktır. Relax olun ve kendinize güvenin. Sonuçlarınız temiz ise kendinizde bir şey olduğu düşüncesini aklınızdan atın.
  3. 3-  Nefes egzersizi yapın. Eğer çarpıntınız olursa ve aşırı kaygıdan elleriniz titremeye başlarsa bulunduğunuz yere bağdaş kurarak oturun ve gözlerinizi kapatın. Burnunuzdan derin bir nefes alın, üç saniye tutun ve ağzınızdan verin. Bunu bir süre tekrarladıktan sonra hiçbir şeyinizin kalmadığını göreceksiniz.
  4. 4-  Podcast dinleyin. Bu dönemde bir sürü psikiyatrist ve psikolog podcast çekti ve yayına açtı. Mental olarak sizi rahatlatacaktır bir nebze de olsa.
  5. 5-  Kitap okuyun. Kitap okumak sizi dış dünyadan soyutlar. Böylece kendinizi dinlemenize zamanınız kalmaz.
  1. 6-  Belgesel izleyin. Aklınızı merak saracağından, yine kendinizi panik yapmaya fırsatınız olmayacaktır.
  2. 7-  Defter tutun. Kendinize ince bir defter ve tükenmez bir kalem edinin. Sayacınızı 5 dakikaya kurun ve elinizi kağıttan çekmeden, kendinize düşünme fırsatı vermeden aklınızda mevcut olanları sayfaya 5 dakika boyunca boşaltın. Süre dolduktan sonra elinizi çekin ve 10 saniye nefes terapisi yapın. Daha sonra yazdıklarınızı okuyun. Emin olun kafanıza takmadığınızı düşündüğünüz şeylerin hepsini arka planda umursadığınızı kağıttan okuyacaksınız.

Bu yazdıklarım tamamen benim yaşadığım panik atak deneyimimdendir. Sizlere Dr. David D. Burns’ün Panik Atakta ve Kendini İyi Hissetmek adında kitaplarını öneriyorum.

Kendinize güzel bakın, sağlıkla ve evde kalın.

Başak Arya Gençler

 

office 2019 pro satın al