Araç çubuğuna atla
FelsefeYeni Yazı
Haberler

Nietzsche ve Sosyalizm üzerine

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: tr - Nietzsche ve Sosyalizm üzerineTürkçe

Nietzsche, sosyalizmden tiksinir. Çünkü eşitlik lafını hiç sevmez. Ona göre, eşitlik ideali insanı aynı kabul eden, sürüleştiren bir idealdir. Bu ideal gelişmenin, büyümenin ve çoğalmanın önünde bir engeldir. O eşitliğe değil, Herkesin sahip olduğu güç miktarına göre sıralandığına inanır:

” İnsanlar eşit değildir. Eşit olmamalıdır da! Yükseğe doğru kurmak ister kendini yaşam direk ve basamaklarlara:  Çok uzaklara, mutlu güzelliklere doğru bakmak ister. Bu nedenle gereksinir yüksekliğe! yukarı çıkmak ve yukarı çıkarak kendini aşmak ister yaşam”

Nietzsche, sürekli ‘eşitlik istiyoruz’ diye ortalarda dolaşanları, ‘eşitlik vaizleri’ diye niteler. O eşitlik isteğinin bir tür gizli intikam olduğunu, yükselemeyenlerin, bu potansiyele sahip olmayanların herkesi kendi oldukları yere, aşağıya çekmek ve böylece kendileriyle eşitlemek istediklerini düşünür:

”İntikam almak istiyoruz, bizimle aynı olmayan herkese küfretmek… Böyle ant içer; örümcek yürekliler eşitlik vaizleri.”

Ona göre sosyalizm, en az sayıda olanların, aptalların ve yüzeysel olanların acımasızlığıdır. Nietzsche, sahip olmayı ve daha fazlasına sahip olmayı istemeyi, en sağlıklısı sayar. Artmak, çoğalmak yaşamın kendisidir. Nietzsche, bunları yadsıyan sosyalizmde yaşamı inkar eden bir şeyler bulur:

”Sosyalizm doktrininde gizli, oldukça fena halde bir ‘yaşamı inkar istenci’ vardır.”

Nietzsche, birer yozlaşma örneği olarak Hristiyanlıkla sosyalizmin aslında birbirine benzediğini söyler. Hatta sosyalizmi Hristiyanlığın laik bir devamı gibi görür. Ona göre iki sistemde de güçsüz ve yoksulların zorbalığı söz konusudur. Bunun dışında hem Hristiyanlık hem de sosyalizm kinden beslenir. bu kin hristiyanlıkta suçluluk(günah) olarak yaşanır. sosyalizmde ise aynı kin topluma ve düzene yöneltilir, saldırgandır.

Nietzsche’ye göre ‘devrim günü’ ile ‘ahiret günü’ aynı kavramdır. İkisinde de ortak tema bir tür hesap kapatmadır.    O gün gelecek ve hesap görülecektir. yoksullar ve zayıflar mutlu olacaktır. Sosyalizmin hristiyanlıktan farkı ise hesap öte dünyada değil bu dünyada görmeyi istemesidir.

Ahlak ve sosyalizmin bireye bakışındaki ortaklığa dikkat etmemiz gerekir. Bilindiği üzere sürü ahlakı için sürü değerlerine karşı çıkan istisnai birey bir tehlikedir ve bu nedenle yok edilmesi gereken bir tehdittir.

İnsan kendisi için bir şey istememesi büyük bir ikiyüzlülük ve yalandır. İnsan, kendisi için birçok şey istemelidir. Bu doğal ve sağlıklı olandır. Aslında gelecek nesiller ya da çocuklar için istendiği söylenen şeyler bile türün devamı güdüsü düşünüldüğünde, kişinin kendisi için istediği şeylerdir. Ama kendisi için bir şey istemesi ayıp ilan edildiği için kişi bunu saklar. onur, tanrı, erdem, gelecek nesiller vb. altında saklar kendini

Nietzsche, bir davayı tüm derinliğiyle kavrayan kişilerin inançlarının sarsılacağını ve artık o davaya sadık kalamayacaklarını iddia eder. Yani herhangi bir davanın ateşli savunucuları, o davayı az buçuk bilenler ve asla onu derinlemesine kavrayamayanlardır.

Nietzsche, bir bakıma düşünme yeteneği kısıtlı ve düşünmeyi fazla sevmeyen tiplerin daha iyi dava adamı olacağını söyler. Davalar bunlar için çok uygundur. Nasılsa zaten birileri onlar adına düşünür. Onlar sadece söyleneni yapsalar da olur. Düşünme, iş yap sadece!

Kültürümüzde Öğrendiği sahip olduğu ya da inandığı şeyleri bir daha asla bırakmayan, görüş ve alışkanlıklarını hiçbir şekilde değiştirmeyen tutucu kişiler  çoğunluktadır. İşte Nietzsche farklı düşünce ve fikirlerden bihaber olan insanları alaya alır. bu inanan kitlesi Nietzsche için geri kalmış bir kültürün temsilcisidir. Her türlü dava ve grupta bol miktarda bulunan hazırcılar, o davanın büyük itibar kaybına uğramasına yol açarlar. İnsan, başka görüşleri de bildiği ve anladığı oranda daha esnek olabilir. Ama bu dava adamları son derece katıdırlar:

” Ayağına ilk düştüğü inanışa takılıp kalmış birisi, her koşulda tam da bu değişmezlik yüzünden geri kalmış kültürlerin temsilcisidir. O, bu eğitim eksikliğinin gereği olarak katı, anlayışsız, dik kafalı, yumuşaklıktan uzak, sürekli itham eden, tereddütsüz, görüşünü kabul ettirmek için her yola başvuran, başka görüşlerinde var olması gerektiğini hiç kavrayamayan birisidir.

Rejimlere gelecek olursak. Sovyetler Birliği ve ardından tüm doğu blok ülkeleri dünyaya sosyalizmin hayatı ve insanı inkar  eden bir deney olduğunu ispat ettiler. Aslında sosyalizm kendini bilimsel sanmaktadır. Oysa sosyalist toplumların yapısına baktığımızda doğaya çok büyük zarar verdiğini görüyoruz. halbuki sosyalizm bilimsel değildir ve Popper’ın dediği gibi yanlışlanabilir değildir. hatta marxın nasıl darwin ve evrim teorisi düşmanı olduğunu biliyoruz neyse sosyalizm ve bilim ile ilgili yazı gelecek.

Günümüz Türkiye’sinin durumu, Kahvede, pazarda görebileceğiniz insanlar, iktidarda… İlk bakışta güzel görünen bu duruma biraz daha yakından bakınca, sakıncaları sırıtıyor. Vizyonu en fazla toplumun ortalaması kadar olanlar, o toplumu hem yapısal hem de insan kalitesi olarak ne kadar ileriye götürebilir? Seni yöneten senden daha kaliteli olmalı ki, seni daha yukarlara taşıyabilsin. Aksi takdirde, birbirine benzeyen sığ, ‘ahlaklı’, ‘dindar’ ortalama, olsa olsa ülkeyi vasata mahkum eder. Bu sistemlede ayaklar kendilerini başmış gibi hisseder. Tıpkı bizdeki gibi…

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle esenlikler.

ALINTILAR

İnsan pek insanca s.312,341,364

putların batışı s.85

güç istenci s.107

patreon01 - Nietzsche ve Sosyalizm üzerine

5 1 vote
Article Rating
Etiketler
Daha Fazla Göster

Emir Sancaktar

Bir tutam agnostisizm Bir tutam şiir ve bir tutamda sanat. ve işte ben instagram: emirsancaktar3434

İlgili Makaleler

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Başa dön tuşu
css.php
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün