BilimGelecek/The FutureGelecek/The FutureTeknolojiYeni Yazı

Kabul Edil(e)meyen Bilim

Bilim toplumlar ve milletler tarafınfan farklı şekillerde karşılanmış ve kimi toplumlarda dışlanırken kimi toplumda kabul görmüş hatta destek verilmiştir. Toplumların bu farklı davranış biçimi biliminde farklı şekilde cevaplar vermesine neden olmuştur. Hatta İbn-i Sina bu konu ile ilgili çok güzel bir deyimde bulunmuştur:

“Bilim ve sanat, itibar görmediği toplumları terk eder.”

Toplumlar ne kadar buna değer verirse o kadar fazla pozitif bir geri dönüt alır. Örneği her zamanki gibi Amerika Birleşik Devletleri üzerinden vereceğim. ABD’nin kuruluşu Türkiye Cumhuriyeti Devletinden daha eski bir tarihe dayanmaktadır. (Kuruluş yılı olarak.) Ama bu bizim için önemli olan nokta değil -yan bilgi olarak- kıyaslamalar için gereken bir bilgidir. Mustafa Kemal ATATÜRK (ortalama) 85-90 yıl önce

“İstikbal Göklerdedir.”

sözlerini sarf etmiştir. “Atamız burada ne demek istemiştir?” diye sorsak herkesden farklı bir cevap alabiliriz. Ama asıl demek istediğini hala fark edememişken, Amerikalıların Atamızın bu sözünü söylemesinden 25-30 yıl sonra ne demek istediğini anlayıp Uzay’a çıkması ve orada kendi sistemlerini kurmasını, Türkiye’nin ise bu sözün söylenmesinden 85-90 yıl geçmesine rağmen hala sözü anlayamayıp, uzay ile ilgili projeleri gereksiz ve değersiz görmesi bilime ve teknolojiye verilen değeri göstermektedir.

Peki Atamız bu sözünde ne demek istedi? İleri görüşlülüğü ile bir bağı var mı, varsa nedir?

Bu soruları cevaplamak için NASA’nın yaptığı ve yapmaya devam ettiği projelere bakmamız gerekiyor. NASA soğuk savaş döneminde kurulmuş bir kuruluştur. Kelimenin tam manası ile SSCB ye karşı kurulmuş bir yapılanma değildir. Aslında olay şöyle gerçekleşiyor. ABD SSCB ile soğuk savaş döneminde uzaya roketler ve uydular gönderiyor. SSCB tabikii boş durmuyor. -Hatta çoğu ilki SSCB yapmıştır.-  ABD uzay projeleri yapmaya başlıyor, tabii ortada NASA masa yok. Devlet kendi adı ile yapıyor. Halk ilk başda paranın boşa gittiğini düşünüyor. Evet, ilk bakışta hakllı gibi dursada, şuanki teknolojimizin mimarisi buralarda atılyor yada buralarda başlıyor. ABD hükümeti kendi yaptığı eylerin yanlış olmadığını anlatmak için ve bu projeleri kendisi değil bir devllet kurumuna bırakmak istediği için NASA kuruluyor. (Dikkat: İlk önce proje sonra kurum!) Bundan sonra projeler NASA dan çıkacak ve kendi bütçesi olacaktı. SSCB ilk uyduyu yaptı ve uzaya gönderdi. Amerikalılar biraz -tabiri caiz ise- kudurdular. SSCB ardından uzaya (Yuri Gagarin) ilk insanı çıkardı. Amerikalılar gene bildiğiniz gibi… Amerikalılar “Biz öyle bir şey yapmalıyız ki daha önceki ilklerden daha iyi olmalı, ve SSCB pes etmeli.” dediler. Bu şey işte Apollo Programıyıdı. O zamanın teknolojisini bugünün teknolojisi ile karşılaştırdığımız zaman bunun imkansız olduğu düşünülebilir. NASA kolları sıvadı ve çalışmaya başladı. Bu Apollo programı olurken SSCB rahat durmayıp Amerikalıları çıldırtoyordu. Tabi bunun geri dönüşü motivasyon ve azim olarak geri dönüyordu.

Apollo Programı başarı ile sonuçlandı ve insanlık İlk defa dünya dışındaki bir gök cismine gitmişti. Dünya da bu olay ister kabul edilsin ister edilmesin, SSCB’liler bile kabul etmketedir. Sonra soğuk savaş dönemi bitmiştir.

Şu anda NASA’nın projelerini incelemeye başlayacak olursak. Uzayda, Ay’da ve Mars’ta kolonileşme projeleri, uzay madenciliği, başka gezegenlerde ve bu gezegenlerin uydularında yaşam arama gibi bir sürü projelr barındırmaktadır. Şu anda NASA bu projeleri yapabiliyorsa Apollo Programına borçludur. Apollo projeleri saysesinde günüümüzde haberleşme, internet, sağlık, bilgisayar, telefon… vb. bir sürü teknolojinin gelişmesine ve altyapısına destek sağlamıştır. Bugün bu telefonların bu kadar kullanışlı olmasının sebebi bile uzay programlarıdır. Şu anda ki Ay’ya ve Mars’a yerlşeme programları sayesinde dünya üzerinde bir sürü Ar-Ge çalışması yapılmaktadır. Sadece bu iki gökcismi için bile olsada buralardan elde edilen çalışmalar insan hayatında yer alıyor. Evet şuanda uzaktan bu projeler gereksiz gibi durabilir ama şunun farkında olmamzı gerekir ki dinozorlar uzaya çıkamadığı için soyları tükendi (!). Demek istediğim Dünya’ya bir meteor çarpıp bizlerin soyu tükeneceği değil, dünya dışarıdan tehditler aldığı gibi kendi yapmış olduğumuz şeylerde bizi tehdit ediyor. “İklim Değişikliği” nden bahsediyorum. Şu anda tüm dünyay İklim Değişikliği ile ilgili politiklara almasını sağlayamayız ama uzaya çıkarak türümüzü kurtarabilirz. Yani çokta uzak olmayan bir geleceğe yapılan yatırımlar bizlerin hayatlarını ve türümüzün devamlılığını koruyacaktır. Anlayacağınız gene burada insanlığa bir hizmet vardır. Şuanda ne kadar boş dursada, aslında hiçde boş olamayan projelerdir. İşte bilim böyle bir şeydir. Ne kadar uzak bir geleceğe yatırım yapılsada genede insanlık içindir. İşte bu yüzden bilim bizim için değerlidir. İstiklal  bu yüzden göklerdeir. Dinozorlar uzaya çıksaydı kendilerini kurtaracaktı (!). Bizimde geleceğimiz bu yüzden gökyüzünde, uzayda. Bizim tek kurtuluşumuz uzayda. Umut Yıldız hocamın konferanslarında dediği gibi “Tek Çare Uzay”.

Amerikalılar Atamızın sözünü anlamışlar ve geleceğin gökyüzünde olduğunun farkına varmışlar. Bizler gibi “İstikbal göklerdedir” sözünü “uçak yapmalıyız” olarak anlamamışlar. Evet ABD uçak yapıyor, yapmıyor değil ama bu sözü diğer tarafından görebilmek asıl maarifet.  Bazılarımızın aklına “Atamız neden uzay yerine gök dediki, uzay dese belki anlardık.” bunun gibi bir düşünce gelebilir. Evet haklılık payı var ama şunu unutmamak gerekir: Atatürkün dönemi ile bizim dönemimiz bir değil ve kelimeler o dönem ile bu dönem arasında farklı kelimler kullanılsada aynı manaya gelmektedir. Belki Atamızın döneminde uzay diye bir kavram Türkçe Literatüre girmemiş olmayabilirdi. (Bir konuyu düşüneceğimiz zaman, eğer o konu geçmişte ise o döneminin zihniyeti ve düşüncelerini de hesaba katmakta fayda var, beden demesi.) Ama baktığımızda geç kaldık diyebiliriz. Evet geç kalmış olabilir ama önemli olan bundan ders çıkarabilmemiz ve bunu telafi edebilmemiz. Cahillik tokadını yememek için çalışmalıyız. Yoksa dünya tarihi sahnesinden silinmeye doğru gidiyoruz. Bir an önce bu işden bir an önce ders çıkarmalıyız. Bilime ve tekonolojiye yatırım yapmalıyız. Maddi ve parasal kaynaklar olamasa bile unutmayalım ki Atamızın dediği gibi

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asîl kanda, mevcuttur!

Teşkkürler…

Devamı gelecektir….

 

Not: Yazım hatalarından dolayı özür dilerim. En yakın zaman da düzelteceğim.

Etiketler
Daha Fazla Göster

Yusuf Konca

Gumbuz Medya'nın kurucularındandır. Ayrıca gumbuz.com'da yazarlık, fikir ve proje danışmanlığı yapmaktadır. ISP ROKET'in sahbidir. Bilim insanı adayı...

İlgili Makaleler

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
css.php
Yazı Tipi
Renk Değiştir
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün
%d blogcu bunu beğendi: