Diğer Konular Felsefe Sanat Yeni Yazı

isİMsizLer ÜlkEsİ -Felsefi Kısa Öykü

Herkese selamlar sevgili okurlar! Felsefi bakış açısıyla yazılan ve tartışmaya açık yeni kısa öykümle huzurlarınızdayım. Keyifli okumalar dilerim…

 

“Aleph! Haydi daha çok işimiz var, yaylanma!”

Aleph. Evet, bu benim. Ve ben kim miyim? Ben, bir Gri’yim. Ben, en özelim. Kime göre neye göre bilemem ama ben, az bulunan bir cevherden ibaretim. 

Ama bunlar kendi düşüncelerim. 

Devlete göre ben, en tehlikeli varlıklardan biriyim. Bir Gri. Griler, tam Beyaz ve tam Siyah olamayanlardır. Siyahlar asil, Beyazlar sosyetedir. Biz mi?

Biz sadece hizmetkarlardan ibaretiz. 

Grilerin temel amacı Siyahlara, yani asillere, hizmet etmektir. Keşke konu sadece hizmetçilikle kapansaydı. Ama eğer bir Siyah senden bir suç üstlenmeni isterse, bunu yapmak zorundasın. Adaletsizlikte buradan doğuyor işte.

“Sana yaylanma dedim!” 

Ve tabi bize yaptıkları muameleyi de es geçmemek lazım. 

“Geliyorum, Bay Adwerds.”

Şunu söylemeliyim ki ayrımcılık denince akla ilk gelen yer bizim burası olmalıdır. Burada, yani Cattown’da, Siyahlara ve Beyazlara bay ve bayan ekleriyle beraber soy isimleriyle hitap edilir. İsimlerin hiçbir önemi yoktur. Ama Griler başkadır. Kimse bir Griye bay veya bayan diye hitap etmez ya da soy adını kullanmaya tenezzül etmez. Onların önemli olan soy isimleriyken, bizim adımız bile önemli değildir. 

“Şu keseleri al ve Siyah Yurt’a götür. Eğer 11 dakika içerisinde teslim mesajını almazsam 9 gün boyunca Beyaz Kafeste kalırsın, ona göre.”

Birde şu saçma salak rakam takıntıları var tabii. Asla tam bölünebilen sayılar kullanmıyorlar. 11, 9, 3… 

Buranın tek iyi yanı, ileri teknolojinin hakimiyetinde olması. Bu arada söylemeyi unutmadan, bizi nasıl ayırt ettiklerini anlatmadım değil mi?

Her kız çocuğu 14, her erkek çocuğu 16 yaşına geldiğinde EDBB (Evrensel Düzey Belirleme Birimi) tarafında üç aşamalı bir teste tâbi tutulurlar. 

Birinci aşama; Genetik İnflomasyon.

Eğer çocuğun annesi Siyah, babası Beyaz veya tam tersi ise çocuk otomatik olarak Gri sayılır. 

İkinci aşama; Yeteneksel İnflomasyon 

Eğer çocuk girdiği yetenek sınavlarında, ki bu yetenek sınavları genelde kültürel sorularla bezenmiş zerafet sorularıdır, %70-%84 arası bir skora erişirse Beyaz, %85-%100 arası bir skora erişirse Siyah kabileye girmesine karar verilir. Eğer çocuk %70’in altındaysa veya şaşırtıcı bir şekilde %100’ün üzerindeyse Gri kabileye atanır. 

Şu lanet ülkede yeteneksizleri geçtim, üstün yeteneklilere bile yer yok. 

Ve son olarak,

Üçüncü aşama; Maddi İnflomasyon

Eğer çocuğun velisi bulunan bireylerin geliri 5.000 Levo’nun altındaysa çocuk otomatik olarak Gri kabileye atanır. 

Ve ben, Aleph McRose. İster inanın ister inanmayın, bu lanet olası sistemi düzelteceğime dair sizlere söz veriyorum!

***

“9, 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2 ve 1. Gönderildi. Güzel. Tam zamanında teslim ettiğime göre bugün de evimdeyim.”

Ne ev ama!

Ev demeye bin şahit isteyen bir çöplükten ibaretti bana göre. İstediği kadar cavcavlı olabilir fakat beni ilgilendiren kısım görüntüsü değil, ev sahipliği yaptığı anılardı.

Adımı ebe koymuş. Aleph, eski Fenike işaret tablosunun ilk harfi olan ve aynı zamanda alfabe sözcüğünün kaynağı olan aleph ve bet’in ilk olanından geliyor. 1999’un ilk çocuğuyum ben. İlk harfiyim. Aleph’im ben. XX. Yüzyılın son çocuğuyum. 

Artık kendimden Obsessive Kompulsif Bozukluk olduğunu düşünmeye başlamıyor değilim. Çünkü bu rakam takıntısı sinirlerime dokunmaya başladı.  Kimse mi rahatsız olmuyor? 

Hayır yani anlamıyorum. Bir kişide bile ortaya çıkıp, “BEN BU LANET OLASI SİSTEME SIĞAMIYORUM!” diyemiyor mu?

İnsanların geneli determinizmden kurtulamıyor. Çünkü çoğu insanda “Benim yüzümden oldu.” diyebilecek veya “O benim sorumluluğumda.” diyebilecek cesaret yok.

Yazık. 

Ah, şu işe bakın ki burada bir indeterministle konuşuyorsunuz. 

Ne? Beni hâlâ göremediniz mi? Öyleyse yalnızca bakıyorsunuz. Bir de görmeyi deneyin. En azından denemeye çalışın. Unutmayın, istemek, başarmanın yarısıdır. 

“Ben istiyorum o zaman!” diyip de olmasını beklerseniz insanların size tuhaf gözle bakmalarına alışmanız gerek tabii. 

Gönderiyi tam zamanında teslim edemediğimi düşünün. Hadi ne bakıyorsunuz sayfaya! Sizden alt tarafı düşünmenizi istedim. Çok zor bir şey olmasa gerek ha? Gözlerinizi kapatın ve kendinizi olayların akışına kaptırın.

Gördünüz mü? Bunu kendi isteğinizle yapmadınız. Sizi ben zorladım. Şimdi neden hâlâ bu lanet olası sistemin Determinizmin kölesi olduğunu anlıyor musunuz? Eğer istemeseydiniz ve sonucunun sorumluluğunu göze alabilseydiniz, şu an bu polemiği yapmıyor olurduk ve sizde aslında olmayan bir olayı hayal etmeye çalışmıyor olurdunuz. 

Peki benden size bir soru. Olmayan bir şey hayal edilebilir mi?

***

Rakamlara yapılan sınırlamadan sonra, biraz düşündüm ve ideal bir devleti nasıl yaratabilirim, yaratsam bile hayata benim gibi bir Gri nasıl geçirebilir diye düşünmeden edemiyorum… 

Diyeceğim sandınız değil mi? Ama demiyorum. Ben Gri’yim. Ne Siyahım ne de Beyaz. Uyumsuzum ben. Kendi içinde uyumunu bulan bir uyumsuz.  

İnsanlar sadece kalıplaşmış ithamlarla yargıya varırlar. Fakat otobüsün sağ camından dışarıyı izlerken sol camdan kaçırdıklarından habersizlerdir. 

 Bu yüzden nasıl bir haksızlık yaptıklarını onlara gösterebilmek için, bende kendi adıma haksızlık edeceğim. Alfabeye haksızlık edip harfleri hak ettiği özgürlüğe kavuşturacağım. 

Neden cümleler sadece büyük harfle başlar? Küçük harfler neden dışlanır? Yoksa buradaki küçük harfler, Gri’ler mi? Biz miyiz? 

Bundan böyle harflere haksızlık edip onları haklı konuma getireceğim. Bu insanlara dejavu yani yaşamadığın bir şeyi yaşamışsınız gibi gösterecektir. Bir nevi onlara rakam kanununu hatırlatacaktır. 

Peki ya jamevu? 

Bir insan yaşamadığını yaşamış sayabilir mi?

Sayamazdı. Ama çevresindekine çok kolay kanabilirdi. 

Burada fikirlerin önemi yoktu. Ama siz eğer akıllıca bir yöntem sunarsanız, en varlıklı Siyah Kabileli onu değerlendirmeye alırdı. 

Tek yapmam gereken bir tez yazmaktı. Belki de devletimi kendim kurabilirdim. Küme sistemini alaşağı eder ve Siyah ve Beyaz kümelerin fikrini sormak yerine, Gri’lerin de fikirlerini dikkate alırdım. 

sEvGili siYAhLar KabİLEsi;

ÖncElikLe GörmÜş OldUğuNuz üZerE YazıM vE nokTalaMA KUrallaRIna tamaMiylE uyDuğumU DikkaTİNİze sunARım.

SizLerin bizleri her ne kadar pek dikkate almasanızda ben yine de düzenlenmiş bir yönetim biçimi sunuyorum huzurlarınıza. 

Belkide başından beri olması gereken ama siyah ve beyazların bir türlü görmek istemediği o lanet olası sisteminizin açık olamayan halini sizlere şemalize ettim. 

Ben bir griyim. Ben, sizlerin tabiriyle köle, hizmetçi, halktaki en düşük bütçeli kişi. 

Ben, bizim tabirimizle uyumsuz, çevik, mantıklı, özel ve tekim. 

Hangi kabileden olunursa olsun kişinin isteği üzerine zorunlu olarak kurultayın yayınlama hakkı vardır. Madde ekte yazılıdır. İsteğim şudur; Sizlere az sonra belirteceğim makalemi halkın huzurlarına sunacak ve oylamaya açık hale getireceksiniz. Daha sonra halk, kendi yaşamını kendisi belirleyecek. 

Uykusuzluk, insanların mutsuz uyanmasının en büyük sebebidir. Saat sabah 6.44 zorunluluğu yerine 9.00 kuralı getirilecek. Rakamlara getirilen haksızlık yerine harflere özgürlük getirilecek. Yeni bir sistem getirilemiyor mu? O zaman bir sorunu çözmenin en temiz yolu o soruna çözüm üretmek yerine ortadan kaldırmaktır. Böylelikle sorunu çözmek için harcayacağımız enerjiyle daha fazla düşünüp yeni içerik üretebiliriz. 

Lüks evlere taşındınız da ne oldu? İnsanları seviyelere ayırdınız da ne oldu? Rakam takıntıları getirdiniz de ne oldu? Daha 18’imde okullara alınmadım. Sırf bir Gri’yim diye. Bunlara son vermek için buradayım. 

Evler büyüdü ama aileler küçüldü. Zeka arttı ama vicdan azaldı. Uzay yakın ama insanlık uzak oldu. İletişim araçları arttı ama muhabbet azaldı. İlaçlar arttı ama kanserler de çoğaldı. Bilgi arttı ama güven azaldı. Ben’ler büyüdü ama biz’ler azaldı. Dünya dediğiniz şey gerçekten de böyle bir çöplük mü?

İnsanları resmen soy adlarına göre sınıflandırıyorsunuz. Eşitlik dediğiniz bu mu?İnsanların altını değil üstünü çizmek mi?

Burayı böyle yapan kötü insanların bakış açısı değil, iyi insanların kayıtsız kalmaları, hâlâ anlayamadınız mı? 

İnsan birey olamadıkça bu çöplükte sürünmeye devam edeceğiz. Her sabah 6.44 de işe gitmeye ve Siyahların altında ezilmeye devam edeceğiz. İsimsiz olmaya devam edeceğiz.  Taklitçilikten ileri gidemiyoruz. Bu kısır döngüden bıkmadınız mı? Peki ya siz Siyahlar? Beyazlar? 

İnsanların sizleri görünce akıllarından hangi düşünceyi geçirerek parmakla sizleri göstermelerine şahit olmaktan bıkmadınız mı? Tanrı aşkına bu belirsizlik yormadı mı sizi? Belki de sizden iğrendikleri için parmakla gösteriliyorsunuzdur?

Sizleri şu an için bu bataklıktan kurtarabilecek daha iyi bir fikri olan varsa beni bulsun. 

Ben Aleph McRose. Zihni keşfedilmemiş bir cevherden ibaretim.