Bilim

Evren sadece bizim için mi yaratıldı?

Bazenleri düşünüyorum da neden bu dünyadayız? Konumumuzu merak ediyorum. Düşünüyorum ve araştırıyorum da bir yıldızın etrafın da dönen birkaç tane gezegenden birinde konaklıyoruz. Bazenleri dünya da yaşadığımı unutuyorum. Hatta dünya diye bir gezegen var ve orada insanlar yaşıyor olduğunun farkına bile varmadan hayata devam ediyorum. O gezegen çok güzel masmavi denizleri, sapsarı çölleri ve yemyeşil ormanları var.  Peki bunları ben söylüyorum da ben neredeyim. Sanki dünya da yaşamıyorum. Anlayacağınız dünya da yaşadığımı unutup hayatın telaşına kapılmışım. Sanki birilerine bir şeyler yetiştireceğim. Ne acelem var ki? Bu hayat benim. Aslında konuyu örneklemek için kendimi örnek gösterdim ama hepimizden bahsediyorum. Şöyle dersem daha doğru olur: Bu hayatın kişileri, yani başrolleri biziz. Hayat biziz. Nereye ne yetiştiriyoruz ki? Sanki yangından mal kaçırıyor gibi koştur koştur, nefes nefese kalmış bir şekilde günü tamamlayıp bir sonraki güne yetişmeye  çalışıyoruz. Yarını düşünüyor ve ona yetişmek istiyoruz. Hâl bu ki sende bende koşsak da dursak da zaman akıp gidecek ve bir sonraki güne gireceğiz. Biz insanlar kendi kendimizi acele ettiriyoruz. İşe yetişmek mesela. Neden insan işe yetişesin ki. Doğrusu iş ne, iş kavramı ne demek? Hangi canlıda iş kavramı var? Bir sincabın bir iş acelesi var mı? Bir yere yetişmeye çalışmıyor ki. Bir toplantıya yetişmeye çalışıp strese girmiyor. Hayatı akışına bırakmış devam ediyor. En önemlisi de “para” derdi yok. Biz insanların hayvanlardan şu yönde bir farkımız yok: ‘’Bizler hayvanlar gibi doğup, büyüyen, gelişen ve ölen canlılarız. Hayvanlar gibi temel ihtiyaçlarımız olan yemek yemek, üremek ve hayatta kalmak en önemli amaçlarımızdır.’’ Bu konuları açacak olursak şöyle diyebilirim. Biz insanlar yemek yemek için ilk önce avlanmalıyız veya toplamalıyız (meyve sebze gibi). Sonra bunları yiyerek hayatta kalmak için enerji üretmemiz lazım. Bunlarda yetmez mevsimsel durumlardan dolayı barınmalıyız ve mevsime uygun giyinmeliyiz. Yetiştiğimiz yerde sadece biz kalmamalıyız. Canlı iç güdüsün de neslin devamı ve gelecek nesil kaygısı barındırmaktayız. O yüzden üremeliyiz. Çoluk çocuk dan sonra onlara hayatta kalmaları için bildiğimiz bütün bilgileri öğretmeliyiz. Ayrıca barındığımız yerdeki canlıları tüketerek onların azalmasına sebep oluyoruz. Hayvanlarımızı kendimiz çoğaltıp yetiştirmeliyiz. Yani evcilleştirmemiz gerekiyor. Kendi tarlalarımız ve bitkilerimiz olmalı. Biz insanlar bunun için buradayız. Ama amacımız tamamen değişmiş. Yoldan çıkmışız. Kendimiz bambaşka bir yol çizmişiz. Bir yerlere yetişip oralardan para kazanma o parayla da yemek yeme ihtiyacı duymuşuz, duydurulmuşuz. Para olmadan önce ne yapıyorduk. İnsanlar aç mıydı? Hayır, takas yöntemini kullanıyorduk. ‘’Daha fazla ürün daha fazla yemek!’’ mantığı bizi doyumsuz hale getirdi ve çok malımız olsun diye uğraştık. Tabii ki takas yöntemi ile zordu çok zengin olmak. En iyisi ‘’Parayı Bulmak!’’tı. Paraya bakılınca çok zekice bir icat aslında. Peki ilk para nasıl ortaya çıktı? İlk parayı kazanan da kimdi? Dünyaya geliş amacımızı unutmuş gibiydik. Geçmiş de insanlar gökyüzüne bakıp konumunu sorardı, şimdi ise amaçsızca kendimize kurallar koyup kendimize yeni amaçlar çıkartmışız. İnsanoğlunun DNA’sın da var kendine yeni amaçlar, yeni düzenler, yeni kurallar çıkartmak.  Kendimiz olmaktan çıkıp amaçsız olmayı tercih ediyoruz. Amacımız amaçsız olmak.

Doğa ve insan tarihini inceledikten sonra asıl konumuz olan “Dünya” ya geçelim. Bildiğimiz kadarıyla canlı yaşamı sadece “Dünya”da var. Belki bir ihtimal Mars’ta da olabilir. Belki de insanoğlu olarak en merak ettiğimiz şey evrende bizden başka canlı yaşamı var mı? Tabii ilk önce konumumuzu bilmemiz gerekiyor.

Biz insanlar tarih boyunca konumumuzu merak ettik ve gökyüzüne, uzaya baktık. Sıkıntı şuradaydı orada her şeyi görebiliyorduk ama kendimizi göremiyorduk. Dünyamızı merak ediyorduk. Uzaya uydular gönderip kendimize çevirdik kameralarımızı. Ve kendimizi görmüş olduk. Evet biz dünyada yaşıyorduk. O uçsuz bucaksız dünyada. Ama hiçte uçsuz bucaksız değilmiş. Daha da güzeli o yusyuvarlakmış. Sürekli sağa veya sola gitsen hep gene başladığın noktaya geri dönüyorduk. Evrenin en bilinmezlerine adım attık. Şu soruyu sorduk: Bu dünyanın dışın da başka bir yerlerde canlı yaşamı var mı? Yoksa sadece evrende bizler mi varız.  Ya da şöyle diyeyim: ‘’Yoksa evren sadece bizim için mi yaratıldı?’’

Etiketler
Daha Fazla Göster

Yusuf Konca

Gumbuz Medya'nın kurucularındandır. Ayrıca gumbuz.com'da yazarlık, fikir ve proje danışmanlığı yapmaktadır. ISP ROKET'in sahbidir. Bilim insanı adayı...

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı