BilimGelecek/The FuturePsikolojiSağlıkYeni Yazı

COVID-19 Meselesi

Bilim neden mi önemli?

Şu aralar belki dikkatimi çeken en çok şeyden birisi de bilime olan düşmanlık ve bilime olan düşmanlığın getirdiği olaylar-sonuçlar.

Bu yazının yazıldığı yıl yanı 2020 yılı insanlık için zor bir süreçten geçme, hatta bu yazının yazıldığı tarih (28/03/2020) günlerde halen devam etmekte. Coronavirus ailesinden yeni bir virüs olan COVID-19 2019 yılı sonlarından itibaren dünyayı kasıp kavuran bir dert olma yolunda hızla ilerliyor.

Bu COVID-19 salgını için devletler önlemler aldı ama maalesef büyük bir hızla yayılmakta.  Kimi ülkeler çok hafif vaka ve ölümlerle atlatırken (Örneğin: Almanya- 28/03/2020 için geçerli), kimi ülkelerde sağlık sistemi çöktü ya da çökmek üzere (Örneğin: İspanya ve İtalya- 28/03/2020 için geçerli). Bazı ülkelerde ise durum biraz daha karışık. Sebebi vaka ve ölümlerin olması ama ne olacağı belirsiz olması.  Bu ülkeler ise sağlık sistemi çökme adayı diyebiliriz (Örneğin: Türkiye, İngiltere belki Fransa- 28/03/2020 için geçerli).

Bu ülkelere inceleyecek olursak bize şaşırtıcı bir şeyler fısıldadığını söyleyebilirim. Tabi ki bir siyasetçi veya siyasetçi adayı değilim. Bir bilim insanı adayıyım. Belki üzerime vazife değil ama sadece gözlemlerimi söylemek isterim. Bu gözlemlerim çerçevesinde sizlere şunları aktarmak isterim:

Almanya, ülkesinde COVID-19 salgınını şu anda çok iyi yönetmekte. Bu uzun zamandır tartışılıyor ve bir belgenin çıkması ile tartıma bitiyor. Tabii ki yeni tartışma ortaya çıkıyor ama o bizim için şuanlık önemli değil. Belgeye gelecek olursak. Bu belge, Almanya da ki bilim insanlarının hükümete verdiği bir “Halkı Koruma Risk ve Analizi Raporu” belgesiydi. Almanya bu raporu alıyor ve halkın sağlığı için bu raporda yazan uyarılar, öneriler göz önüne alınarak adımlarını atıyor. Gerçekten de raporda yazan uyarılar-öneriler bir bir uygulanmıştı. Ve şu anda gayet kontrolü elinde tutan bir ülke konumunda. Ama Almanya halkını uyarmaya devam ediyor. “Biz şu anda bunu başardık ama ileride durum değişebilir. Bu yüzden önlem almalıyız” diyor. Halkına bu başarının aynı şekilde devam edemeyeceğini söylüyor. O yüzden halkına tedbiri elden bırakmayın diyor. Bu Merkel’in bir başarısıydı.

Şimdi ise İngiltere’ye bakalım. İngiltere evrimsel olarak bu işi çözmek istedi. Bu virüsü kapıp iyileşenler ve hayatta kalanlar yaşasın dedi. Yani doğal seçilime bıraktı işi.  Hayat normal akışında devam etti. Tabii bunu böyle uygulayan Boris Johnson oldu. Halktan büyük tepkiler aldı. Halk bir an önce bu işe el atması için onu uyardı diyebilirim. Boris Johnson geri adım atmak zorunda kaldı ve önlemleri almaya başladı. Tabi önlemleri almadan önce ülkede vaka sayısı ve ölüm sayısı biliniyordu. Yani geç kalınmış bir önlem almaya koyuldular. Bu başarısızlık ve ihmalkarlık ise Boris Johnson’a aitti.

vs - COVID-19 Meselesi

Bu iki ülkenin durumu göz önüne alınınca ortaya tuhaf olmayan bir sonuç çıkıyor. COVID-19’un yayılmaya başlamasından aylar önce önlem alan Almanya ve hiçbir şey yokmuş gibi devam eden İngiltere; örnekleri bize bir şeyler öğretiyor.

Bu örnekler bize hükümetlerin ve hükümetlerin başındaki insanların (Genel olarak bahsediyorum. Lütfen çarpıtmayalım.) bilime ve bilim insanlarına verdiği değerin ne kadar az olduğunu gösteriyor. COVID-19 salgınının bize: hükümetlerin ve halkının bilim insanlarını ne kadar az dinlediğini/kaideye aldığını bir kez daha acımasızca yüzümüze vuruşunun bir sonucu olduğunu söyleyebilirim.

Bilime önem veren toplumların hem sosyal hem de biyolojik olarak hayatları daha sağlıklı ve daimî olduğu ortadadır. Almanya da (diğer ülkelere oranla) halkın sosyal hayatı ve akıl-ruh sağlığı biraz daha yerindeyken, İngiltere de ve diğer ülkeler için bunu maalesef söyleyemeyeceğim.

Türkiye de durum pek de farklı değil aslında. Halk sürekli “COVID-19 Haberleri, Şakaları, Konuşmaları” duymaktan-görmekten bıkmış durumdayken, üstüne de evde tıkılıp kalıp, maddi bir çöküşe sürüklenmeyi izlemektedir. Bazı YouTube kanalları ve TV kanalları insanları bu konulardan uzaklaştırıp, halkın ruh ve akıl sağlığını korumak için çaba sarf etmektedir.

Burada halkımızın da büyük bir çabasını da belirtmek isterim. Halk bir yandan kendini tamir etmek için çabalarken, bir yandan da bizleri ayakta tutmaya çalışan sağlık görevlilerini akşam belli saatlerde alkışlayarak teşekkür ettiler. Halkımız pencereden, balkondan artık nereden olursa olsun bu birliği ve beraberliği sağladılar. Bundan büyük bir guru duyuyorum. Bizler “birlik olmak” kelimesini yeniden tanımladık. “Birlik olmak” demek yan yana olmadan da birbirimize bağlanmak demektir. İşte bunu Türk Milleti mükemmel bir şekilde başarabilmiştir.

Yazımı, şuanda bizleri ayakta tutmaya çalışan sağlık görevlilerine, bizleri gıda ve erzak olarak eksik bırakmayan market çalışanlarına ve böyle günlerde bizleri korumaya devam eden polisimize ve askerimize teşekkürü borç biliriz.

Etiketler
Daha Fazla Göster

Yusuf Konca

Gumbuz Medya'nın kurucularındandır. Ayrıca gumbuz.com'da yazarlık, fikir ve proje danışmanlığı yapmaktadır. ISP ROKET'in sahbidir. Bilim insanı adayı...

İlgili Makaleler

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
Başa dön tuşu
css.php
Yazı Tipi
Renk Değiştir
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün
%d blogcu bunu beğendi: