web stats
FelsefePsikoloji

CEHALETE KISA BİR BAKIŞ

yaşadığım yer,mekan ve zaman içinde cehaletle o kadar çok tanıştımki bilgiye aç kaldım diyebiliriz

Bilgiye dönücek olursak, bilgi esaslı bir konu aslında. Cehaket ise daha esaslı. Üstelik daha da ilginç.

Belkide bu ifade kulağınıza tuhaf geldi; çünkü hepimiz bilgi elde etme peşinde koşarız ve cehalletten kurtulmayı umarız. Bunu nasıl yapacağımızı, nasıl elde edeceğimizi, çeşitli uğraşlarımızda başarıyı nasıl yakalayacığımızı bilmek isteriz. Uzun yıllar boyunca okula gideriz. kimilerimiz yirmi seneyi aşkın örgün eğitim alır hatta ardından 4 ila 8 yıl staj, burs, uzmanlık eğitimine devam eder; bunların hepsi, daha fazla bilgi edinmek için. Fakat bilgi edinmenin ardından neyin geldiğini kaçımız düşünüyor? Eğitilmeye yirmiyi aşkın yıl harcarız, fakat ardından gelen kırk yıl ne olucak? O yıllar için doğru düzgün tanımlanmış bir planımız olmaması aptalca; üstelik çoğu zaman bu yılları ne yapacağımıza dair bir tahminimiz de yok. o halde bilgiden sonra ne geliyor? Belki sizler bu sırayla düşünmüyordunuz  ama ben cehaletin ardından bilginin değil, bilginin ardından cehaletin geldiğini düşünüyorum.

Peki ‘Yanıt nedir’  güzel bir soru değilmi? peki ‘Soru nedir?’   aslında Sorular, yanıtlardan daha anlamlı. hatta Sorular, yanıtlardan daha büyük. İyi bir soru, birkaç yanıt doğurabilir, onlarca yıl sürecek çözüm arayışlarını esinleyebilir, bütünüyle yeni merak alanları açabilir ve yerleşik düşüncede değişiklikler oluşturabilir. Öte yandan yanıtlar, çoğunlukla süreci sona erdirir.

Bugünlerde yanıtlara fazla mı kaptırdık kendimizi acaba? sorulardan ürküyor muyuz, özellikle de fazlasıyla uzun süredir etrafta olan sorulardan? Uygarlıkta öyle bir evreye gelmiş gibi görünüyoruz ki doymak bilmez bir bilgi açlığı bunun özelliğidir; ayrıca bu evrede bilgi katlanarak artıyor ve belki daha önemlisi, bilgiyr erişim hiç olmadığı hızlı ve kolay artık. Google, modern haberleşme dünyasının simgesi, nişanı armasıdır. daha fazla bilgi talep ediliyor, daha fazla olgu sunuluyor. Yakın geçmişten günümüze kadar çok bilgi artışı söz konusu peki böyle  bir bilgi artışı karşısında ne yapılabilir? Buna ayak uydurmayı umabilirmiyiz? Nasıl olur da derinleşen bilgi bataklığında ayağımızı basacak bir zeminimiz olmaz? Bunun sadece bir bakış açısı meselesi olduğunu söylesem şüphe duyarmıyız? Bilimciler  bu bilgi bataklığında gömülmüyor; çünkü olgulara kafayı çok fazla takmıyorlar. Bu onların, olguları hesaba katmadıkları ya da göz ardı ettikleri anlamına gelmiyor; daha ziyade, kendi başlarına bir amaç olarak algılamıyorlar. olgularla yetinmiyorlar; olguların ötesinde, olguların tükendiği yerde başlıyor onların işi. Olgular, bir nevi denetimli ihmal süreciyle, yarattıkları sorunlara vr işaret  ettikleri cehalete göre seçilir. Cehalletten korkmak yerine onu besleyip büyüttüğümüzü, ihmal konusunda kendimizi suçlu hissetmek yerine onu denetim altına aldığımızı, bilginin hüküm sürdüğü bu dünyada bilmemenin gücünü anladığımızı farz. edelim ilk filozof Sokrates’in dediği gibi, “Bildiğim tek şey, Hiçbir şey bilmediğimdir”

bana göre cahilde eksik olan akıl değildir.  Eksik olan ahlaktır.

peki ahlak nedir?                                                    Çok yakında gumbuz.com’da

Daha Fazla Göster

Emir Sancaktar

Gumbuz.com’da Yazar, iletişime geçmek için instagram: emirsancaktar3434

İlgili Makaleler

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
Başa dön tuşu
css.php
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün