e
sv

Aydınlanma felsefesinin dejenere ettiği Avrupa toplumları

43 Okunma — 19 Ekim 2018 19:43
avatar

Emir Sancaktar

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Avrupa toplumları Aydınlanma felsefesiyle tanışana kadar, bu toplumların aklında pek fazla çözülmemiş sorular yoktu. İnsanın ne olduğu, hayatın ne anlam taşıdığı, insanın nasıl doğruyu bulabileceği ve neyin doğru, neyi yanlış olduğu konusunda  farklı düşünceler taşımıyorlardı. Bu soruların cevapları din tarafından verilir; yetkisini yine dini kıstaslardan alan yöneticiler, insanları yönetirdi. Dinin insana öğrettiği temel değerlerin başında da, Tanrı sevgisi ve korkusu yeryüzünün insan için geçici bir yurt olduğu ve ölümden sonra sonsuz bir hayatın varlığı, insanın bu asıl yurt için çalışması gerektiği, kısaca ahiret denen inancı geliyordu.

Aydınlanma ise dine dayalı toplum anlayışını ortadan kaldırdı. Bu durumda yukarıda sözünü ettiğimiz sorulara yeni cevaplar aranmaya  akıl ve mantık dışı bir takım sözde cevaplar verilmeye başlandı. Din dışı ideojiler de böylr doğdu. Burda ilginç olan, Aydınlanma sonucu doğan bütün ideojilerin  liberalizm, sosyalizm, muhafazakarlık, ulusçuluk, faşizm gibi hayatın, insanın ve dünyanın ne olduğu konusunda ortak bir “din dışı”lıkta buluşmasıdır. diğer bir deyişle, hepsinin, dinin insana gösterdiği temel hedef  olan Cennetten yüz çevirip, insanlara “dünyevi çıkarlar” vaat etmesi, insanın ölümden sonra neleri yaşayacağını göz ardı edip, yalnızca dünyada neler yaşacağıyla ilgilenmesidir. Aydın edip, yalnızca dünyada neler yaşayacağına ilgilenmesidir. Aydınlanmacıların bir kısmı ise “deist” idi, yani bir yaratıcının varlığını kabul ediyorlardı. Ancak sahip oldukları düşünce tümüyle sapkın bir inançtı, çünkü bir yaratıcıyı kabul etmelerine rağmen, öldükten sonra tekrar diriltilip O’na hesap vereceklerini inkar ediyorlardı. Bu nedenle “Tanrı korkusu”nu da kendi akıllarınca reddediyor, insanın yalnızca kendine sorumlu olduğu yanılgısını öne sürüyorlardı.

Aydınlanmanın bir başka özelliği, materyalist felsefeye öncülük etmesiydi. insan böylece, mutlak varlığın madde olduğu, varlığını maddeye borçlu olduğuna  inandırılıyor ve maddeye dayalı amaçlara yöneltiliyordu.

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.