Yazar: Sude Söğüt

        Hayatın yüzlerce yolunu adımlarken kendini başkalarında fark etmek insanı dumura uğratır, bazı sokaklarda adımsız bırakır. Günler hızla devinimini sürdürürken, ruh oradan oraya savrularak varlığını sorgular kendi içinde. Gölgelerin içinde yatan ışıksız geçmiş, korkulu düşler saçarak sarınır yatağının diğer tarafına. Uykusuz gözlerin yalandır artık hep başkalarına. Ve sesler renksiz bir griliğe bürünerek kaybettiklerini sayıklar kulağına. Acı aynıdır, çeşitleri ve türleri saptanabilir hatta yeni türler bile ortaya çıkabilir, şiddeti her zaman farklı olsa da etkisi aynıdır. Seni senden çalıp, seni kimsesiz bırakır. Çok derinlerde bir yerde seni soluksuz bırakan o eşikte kimliksizdir ruh, cinsiyetsizdir. Kendi farkındalığını yitirmiştir.…

Daha Fazla

Bugün bu yazıyı başta kadının varoluşu olmak üzere, bir çok sahip olduğumuz fakat unuttuğumuz değerler için yazıyorum.Unutulmuş bir değer şimdi insanlık. Sanki yüzyıllar önce varlığı bile şaibeli olan Atlantis kıtası gibi derin sularda gömülü içimizde.. Öyle ki bir felaket gündemimize düşse karanlık sulardan tertemiz olarak çıkarıp toplumun önüne sunabiliyoruz. O’ nu sadece toplumun önüne sunarken temizliyoruz, bu birçok katilin hakimin karşısına çıkarken takım elbise giyip çıkmasına benziyor. Bir kılıf, bir maske, bir illüzyondan ibaret topluma sunduğumuz insanlık. Herkesin bilip sustuğu bir toplum suçu,şimdilerde insanlık. Belki büyürken bilinçaltımıza yerleşti, belki çevremizde hiç doğrusuna rast gelmedik,belki o belki bu ama kim ne…

Daha Fazla