Yazar: Hüseyin İlker Altınsoy

Ege bölgesi denildiğinde ilk akla gelen “Efe” ve “Zeybek” sözcükleridir. Kısaca Batı Anadolu yiğidine “efe” denir. Zeybek ve Efe kelimesi ayrılmaz bir bütündür. Ama farklı anlamlardadır. Kızan; zeybekliğe adım atmaya çalışan genç delikanlılardır. Yaş itibariyle henüz 15 ve 18 yaş arasındaki grubu kapsar. Efenin emri ile zeybekler tarafından yetiştirilirler. Efenin buyruğundaki askerlerdir. Zeybek; mert, cesur, atılgan, mazlumu koruyan, haksızlığa karşı duruş sergileyen, gözüpek, iyi silah kullanan genç bir Anadolu köylüsünün tipik bir örneğidir. Kızanların eğitiminden sorumlu kol beyidirler. Efe; Aynı özelliklere sahip zeybeklerin başı olarak görülür. Zeybek grubunun içinde en öne çıkan lideridir. Genel olarak yaşça daha büyüktür. Ancak Yörük…

Daha Fazla

Sevgili okuyucularım, Günlerdir çevremdeki eş dosttan, siz değerli okuyucularımdan hep aynı şeyi duyuyorum.”Hocam , sırada hangi kitap var.” diyorlar. Yeri gelmişken söyleyeyim. Öncelikle yerel konularımızı ulusala yaymak gibi bir hedefim var. Elbette bir çok türkümüzün konusunu iyi bir araştırmayla zenginleştirip ve edebi bir türle yazmak istiyorum. Bu konu, “Çökertme “ olur, “Ormancı “ olur ,bir başkası olur.. Yazmadan önce çok iyi bir araştırma yapmak gereklidir. Ben, “Kerimoğlu”nu çok daha önceki yıllarda yazabilirdim. Ve konuyla ilgili üstünkörü araştırmalar kısa kısa yazıldı da. Ama hiçbir araştırmacı köy köy dolaşıp,kitapta geçen kahramanların kendileri veya yakınlarıyla yakından konuşmamış. Nerden mi biliyorum? Araştırırken bu insanlara…

Daha Fazla

  Muğla’nın  Pisi Beldesi (Yeşilyurt); verimli toprakları ve bir onun kadar da verimli kültürel mirasıyla ünlüdür. Buraya sonradan yerleşmiş (yaklaşık 1800 yıllarının başları) ailelerinden birisi de Kerimoğulları ailesidir. Mehmet, Hüseyin, Kerim adlı kardeşler, önce Pisi yöresine yerleşirler. Hüseyin erken yaşlarda ölür. Mehmet , kardeşi Kerim’le zaman içinde yollarını ayırır. Kerim, Bodrum dağlarında çobanlık yapar. Mehmet ise, Karıncalı ve Marçal dağlarında konaklar. Çobanlığı bıraktığı yıllarda büyük bir kıtlık yaşanmıştır. Kerim’in Karaova bölgesinde Elif adında bir kadınla evliliğinden ; Ali (1854),  İbrahim (1858), Süleyman (1865) adlı oğulları olur. Mehmet,  Pisi yöresinde Ayşe ile evlenir. Bu evlilikten Kerim (1845), Hüseyin  (1848- Hüseyin Efe…

Daha Fazla

“Söz ola kese başı Söz ola kestire savaşı” Türk halk edebiyatımızın yüzyıllar öncesinden getirdiği veciz bir deyiş… Halk kimdir o zaman? Bazılarının belleklerinde halk kavramı, kent dışında yaşayan, okumamış, toprakla geçinen; kentlerin varoşlarında yoksulluk sınırları altında yaşamaya çalışan insancıklar olarak yer almakta. Oysa halk kavramının içinde herkes vardır. İnsan olarak; ben sen, o, biz siz onlar biçiminde adlandırılan insanlar kümesidir. Ancak bu toplulukların temel orak özelliği; kullandığı dille oluşturduğu bütün birikimleri, gelenek ve görenekleri, inançları, değer yargıları ile bütünsellik göstermesidir. Bütün bu birikimler toplamı “kültür”ü oluşturur. Halk sözü, toplumun elit kesimince,(!)aşağı tabaka olarak algılanmaktadır. Hatta bu aşağı tabaka denilen kesimin…

Daha Fazla

Ege bölgesi denildiğinde ilk akla gelen “Efe” ve “Zeybek” sözcükleridir. Kısaca Batı Anadolu yiğidine “efe” denir. Zeybek ve Efe kelimesi ayrılmaz bir bütündür. Ama farklı anlamlardadır. Kızan; zeybekliğe adım atmaya çalışan genç delikanlılardır. Yaş itibariyle henüz 15 ve 18 yaş arasındaki grubu kapsar. Efenin emri ile zeybekler tarafından yetiştirilirler. Efenin buyruğundaki askerlerdir. Zeybek; mert, cesur, atılgan, mazlumu koruyan, haksızlığa karşı duruş sergileyen, gözüpek, iyi silah kullanan genç bir Anadolu köylüsünün tipik bir örneğidir. Kızanların eğitiminden sorumlu kol beyidirler. Efe; Aynı özelliklere sahip zeybeklerin başı olarak görülür. Zeybek grubunun içinde en öne çıkan lideridir. Genel olarak yaşça daha büyüktür. Ancak Yörük…

Daha Fazla

Cevdet Nasuhi Savran: 1895 yılında Muğla’da doğdu. Hacı Nasuhoğlu, Hacı Halil Efendi’nin oğludur. Fahir Savran’ın da babasıdır. İlköğrenimini, ve ortaöğrenimini Muğla’da tamamladıktan sonra , Yüksek öğrenim için İsviçre’ye gitti. Tıp öğrenimi yaptı. Eski başbakanlardan Şükrü Saraçoğlu ve Mahzar Osman ile arkadaşlığı, İsviçre’deki öğrencilik yıllarında başladı. Cenevre’de Türk yurtlarını birleştirerek 2.Yurtçular Derneği’ni kurdu ve başına geçti. Bu yurt, Avrupa’daki “jön türk” hareketinin Paris’ten sonra önemli merkezi haline geldi. Kadın haklarının ateşli savunuculuğunu yaptı. Özellikle Avrupa’da Türk haklarını savunma, ülkeye bilimsel düşüncenin yerleşmesi için, insan hak ve özgürlüklerinin topluma mal edilmesi için ciddi çalışmaları vardır.El sanatlarında görgü ve yöntemleri geliştirme, Savran’ın başlıca…

Daha Fazla

Akciğer tozlanması/ bronşit ve balgam söktürmek: 1- Bamya bitkisinin çiçeği toplanarak kurutulur. Bu kurutulan çiçek bir yerde saklanır ve akciğer tozlanması hastalığında çay gibi su ile kaynatılarak aç karına hastaya içirilir.   Böbrek ağrısı- prostat rahatsızlığı: 1-Bir diken türü olan öküz göbeğinin (ortası kırmızıdır) ciciği toplanır. Kalaylı bakır kapta kaynatılır. Suyu aç karına içilir. Takriben bir hafta sabahları bu sudan birer bardak içilir. Muzaffer Şalk, Muğla- 1928-2006  Der. Tar:2004 2- Arpa bitkisinden bir avuç kadar alınır ve ezilerek, tülbent içine konur ve yağı çıkarılır. Bu yağ içilir. Makbule Altınsoy, Pisi- 1920- …….Der. Tar:1989 Damar tıkanıklığı: Koyunların çok sevdiği pıtrak otundan…

Daha Fazla

Osmanlı İmparatorluğunun şehzadeler arasındaki taht kavgaları nedeniyle önce bağımsız sonra da Osmanlı yönetimine bağlı kalan Menteşe Beyliği (Milas –Beçin) Beyi Yakup Bey’in oğlu İlyas Bey ile sevdiği Türkmen  kızı Feraye arasındaki aşktan doğduğu sanılan ve rivayet edilen bir türkümüzdür. 1402- 1424 yılları arasında egemenlik süren Menteşe Beyliği beylerinden  İlyas Bey henüz beylik mertebesine erişmeden Marçal dağlarında av avlanırken güzel bir çoban kızı görür. Kız öylesine alımlı ve güzeldir ki İlyas Bey buna ilgisiz kalamaz. İlk görüşte abayı yakar. Utana sıkıla kıza yaklaşır ve ona olan duygularını doğrudan açıklar. Feraye’ye evlenme teklifi eder. Kız da yaşamında ilk gördüğü ve kendisine ilgi…

Daha Fazla

NAMIK KEMAL   Tanzimat döneminin vatan, millet, hürriyet, hak, hukuk.. gibi kavramlar etrafındaki güçlü ve ateşli kalemi… Türk edebiyatının Avrupalılaşma yolunda atılan büyük adımların ilklerinden… Edebiyat tarihimizin, hakkında en çok konuşulan ve yazılan kişiliklerinden… Namık Kemal adı, edebiyat ve kültür tarihimizde; “vatan ve hürriyet kahramanı” ifadesiyle bütünleşmiştir. Çünkü o, “vatan” sözcüğüne aktif, canlı ve ulusal bir ideal kimliği kazandırmıştır. “Hürriyeti” ise hava ve su kadar aziz varlıklardan saymıştır. Hürriyet sözcüğünü edebiyatımızda ilk kez o kullanmıştır. Namık Kemal,ince, keskin zekası ve kuvvetli hafızası, çalışma azmi, engin heyecanı, vatan, millet ve insan sevgisiyle olayların tam ortasında konuşan, yüksek söyleyiş güzelliğiyle düşündüklerini ve…

Daha Fazla