İnstagram Sayfamızı Takip Edin

Gumbuz Com'un sunduğu, Nazlıcan Kovancı (@nazlicankovanci ) ve Yusuf Konca (@koncayusuf ) ile Tırışkadan nağmelerin (@aylaklarofficial )yeni bölümü tüm dijital platformlarda! ...

Doğum günün kutlu olsun. @altuntaserra 🎈🎉🥳 ...

Doğum günün kutlu olsun @simaycelkn 🥳🥳 ...

Çok yakında sizlerle Spotify ve YouTube'da buluşmak dileğiyle...
@kahve.sohbetleri.podcast
#spotify
#youtube
#podcast
...

Bilim

Tüm Yazılarımız

Bu yılın başlarında bir gemi, Orkney Adaları Denizi’nden bir Microsoft logosu taşıyan büyük, bir silindir sergiledi. İçinde dünyanın dört bir yanındaki veri merkezlerinde bulunan bir düzine sunucu rafı vardı. 2018’de batırılan ve kabloyla kenara bağlanan bilgisayar, son birkaç yılını, su altında bir veri merkezi inşa etmenin fizibilitesinde bir deneyin parçası olarak geçirdi.

14 Eylül’de Microsoft bazı sonuçlar açıkladı. Buna göre su veri merkezi, karada inşa edilen merkezlerde gözüken, insan oranının yalnızca sekizde biri oranında ekipman arızalarına maruz kaldı.  İnsanlar tarafından erişilemeyen bölge, hava yerine azot la doldurabilir ve bu da korozyonu azaltabilir. İnsan ziyaretçilerinin olmaması, bölge de herhangi bir rahatsızlık olamayacağı anlamına geliyor. Microsoft, bazı derslerin mevcut, kara tabanlı veri merkezlerine uygulanabileceğini umuyor. Bununla birlikte, uzun vadede, sualtı inşaatının sadece güvenilirliğin ötesinde faydalar sağladığını belirtiyor. Deniz suyuna daldırma, karada büyük bir masraf olan soğutmaya yardımcı olur. Bir New York ya da Londra’daki arazi pahalıdır, ancak yakındaki bir deniz tabanı ucuzdur. Dünya nüfusunun yarısından fazlası denizin 120 mil (192 km) içinde yaşıyor.

Temsili Görsel

[author title=”Projeden Sorumlu Mühendis Ben Cutler” image=”https://gumbuz.com/wp-content/uploads/bencutler.jpg”] Denizaltı veri merkezlerinin açık deniz rüzgar çiftlikleriyle birlikte “sabit” veriler olarak konumlanabilir. Silindir, standart bir nakliye konteynırına sığar, böylece yardım çabalarını desteklemek için adalar ve hatta afet bölgeleri gibi uzak yerlere yerleştirilebilir.[/author]

 


Kaynak: 

    1. https://www.economist.com/science-and-technology/2020/09/19/davy-joness-data-centre

 

Sevgili Mustafa Kemal Atatürk;

Bu özel mektuba nasıl başlamam gerektiğini bilmiyorum. Belki de sana olan özlemimizden bahsetmeliyim. Ya da Dünyayı ne kadar etkilediğin hakkında az bir şey konuşmalıyım. 

Tarih dersinde öğrencilerin bir kez olsun “Neden?” sorusunu sormamasının sebebini açıklamalıyım belkide bu mektupta. Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek hiçbir şeyi kalmamıştır artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan kişi, bütün insanların neyi neden yaptığını anlamış demektir. Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, duygularımı anlıyorsanız, bu kâfidir. senin amacın buydu. Sen insanlara kendini anlatmaya çalışmıyordun. İnsanların kendilerini anlamasını sağlıyordun. Böylelikle insanların, seni anlamaması söz konusu dahi olmayacaktı. Ve olmadıda.

Seni derslerde öğrenmek yerine keşke dönemine denk gelebilseydik. Keşke Cumhuriyetin son çocukları olmak yerine, ilk çocuklarından olmanın hazzını tadabilseydik. Eminim ki o günler çok güzeldi. Ve güzel olan her şey, damağımızda hafif bir tat bırakarak yavaşça akıp giderdi hayatımızdan. Halbuki tek istediğimiz biraz daha uzun sürmesiydi. Güzel olan o şey, sendin Ata’m.

Ama aynı zamanda güçtün de. Herkes pes edebilir. Bu dünyanın en kolay eylemidir. Ama herkes dağılmanızı normal karşılayacakken ayakta dimdik durmak… İşte gerçek güç budur. Gerçek güç, sendin. Gerçek güç, sensin.

Ama şimdi diyorum da, bunları yüzüne söylemek nasıl hissettirirdi?

Keşke şimdi bir şey olsa, zaman geriye aksa, taa 1938’e kadar gitsek. Saat 9 olsa. Ama asla 5 geçmese… Asla sen gitmesen. Bizi yalnız bırakmasan…

Ata’m. Özledik. Öyle bir özledik ki, bizi bırakıp gidişinin üstünden 80 yıl değil, 80 saat geçmiş gibi hâlâ.

Ata’m. Özledik. Öyle bir özledik ki, gidişinin ardından boğazımıza yerleşen o yumru, yıllar oldu hâlâ tazeliğini korumaktadır.

Büyük Atatürk! Tarih seni bağımsızlığın baş mimarı olarak yazmakta, bütün uluslar senin manevi şahsiyetin önünde saygıyla eğilmektedir.

Her 10 Kasım’da olduğu gibi bu 10 Kasım’da da sana olan bağlılığımızı ve sevgimizi ortak düşünce ve duygularla bir kez daha dile getiriyor, büyük önderimizi özlemle anıyoruz.

Bir ülkenin onur ve haysiyetini koruyarak, çağdaş ve örnek bir cumhuriyet haline getirilebileceğini bütün dünyaya gösteren ve bunu tarihe altın harflerle yazdıran büyük Atatürk! Sen milletinin gönlünde ebedi yaşayacaksın.

Unutturamaz seni hiç kimse unutulsak da biz. Her yerde sen her şeyde sen bilmem ki nasıl söylesem. Atam rahat uyu. Emanetini çiğnetmeyiz. 

Kurmuş olduğun demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ ni ebediyete kadar yaşatacağımızı, ilke ve devrimlerinin yılmaz koruyucuları olacağımızı bir kez ifade eder, ülkemizi hak ettiği çağdaş seviyeye getireceğimize manevi huzurunda söz veririz..

Bizim sana olan sevgimiz anayasanın ilk üç maddesi gibidir. Değişmez. Değiştirilemez. Değiştirilmesi teklif dahi edilemez.

Biz, Cumhuriyetin çocukları! Bize emanet edilen Türk Cumhuriyetini yan yatmış sekize kadar yaşatacağımıza dair, söz veriyoruz!

Biz, Cumhuriyetin çocukları! Her daim seni düşünen beynimiz senin sesini, ilkelerini dünyanın en güzel şarkısı olarak tekrar tekrar bize dinletiyor. Zamanı geldiğinde dinlemekle yetinmeyeceğimize dair sana söz veriyoruz.

Biz, Cumhuriyetin çocukları! Beynimizin bize dinlettiği o güzel şarkıyı seslendireceğimize dair, sana söz veriyoruz.

Merhaba yeni yazıma hoş geldin.  Önceki yazılarımı okuduysan biliyorsundur,    gittiğim gördüğüm her yeri seninle paylaşma fikri beni her zaman heyecanlandırdı.   Aslında bu fikirden hareketle  sadece gördüğüm doğal güzellikleri paylaşıyordum, fakat aklımın  bir köşesinde  her zaman  gittiğim ve sevdiğim mekanları da paylaşmak da vardı.  Bu  fikrimin  ilk yazısını da bu gün paylaşıyorum ve umarım beğenirsin.

Bu yazıda seninle  Marmaris’de yeni açılan harika bir mekanı paylaşacağım. Bu mekan: Gusto.  Gusto  Marmaris’te   yat limanına yakın bir lokasyonda bulunuyor. Mekanda ev ortamı gibi sıcacık bir ortam var. Haydi detaylara geçelim.

Küçücük,  butik bir mekan. İçeriye girdiğimde mekanın dekorasyon tazı  direkt ilgimi çekti.  Sol duvarda sırasıyla ve aynı büyüklükte asılı çerçeveler var. Zaten mekanın en dikkat çeken duvarı da bu kesinlikle. Çerçevelerin içini merak edip yaklaştığımda ise mekan konseptine uygun  sloganlar ve çizimlerle oluşturulmuş görseller gördüm.  Bence oldukça güzel  posterlerdi.  Ayrıca tüm sandalye ve masalar  da mekana  şıklık ve rahatlık katmış. Aydınlatmada kullanılan avizelerin tarzı ve altın detayları çok güzel, bir de her masanın üzerine  bir aydınlatmanın tam denk gelmesi gerektiğini bilerek yapılması mimari açıdan  benden tam not aldı. Derken şimdi fark ettim  ki, iki kişilik bir  masanın üzerinde bir avize gayet yeterli ve olması gereken halindeyken  dört kişilik masanın üzerinde  de tek aydınlatma var, bu olmamalıydı. Ya aynı avizeden iki tane tam ortalanarak asılmalıydı ya da  daha büyük bir avize  yine ortalanarak asılabilirdi. O durumda da dört kişilik masanın ayrılamayan bir masa olması gerekir tabii.

Bu mekanın en güzel yanı da mutfağının açık olması. Böylece oturduğunuz masadan siparişinizin nasıl hazırlandığını direkt görebiliyorsunuz. Ayrıca mutfağın her detayındaki temizlik ve düzeni  gözlemlemeniz mümkün. Bu harika. Hele de bu pandemi döneminde tüm hijyen kurallarına uyduklarını görebilirsiniz. Mekandaki her çalışan güler yüzlü ve kibardı.  Bu da insanı sürekli bu mekana çeken unsurlardan biri. Ayrıca ustanın siparişinizi hazırlarken  pratik ve özenle çalışmasını görmek bence çok güzel.

Gel gelelim yemek konusuna. Mekan genel olarak fast-food hazırlayan bir yer olmasına rağmen  menüde fast-food  yemek istemeyenler için de tam dört çeşit güzel salata mevcut.   “Ben nerede olursam olayım sağlıklı beslenirim.” diyenleri de unutmamışlar. Mekanın menüsünde en geniş  alan pizza.   Yani pizza konusunda çok iddialılar. Menüde  tam yirmi çeşit tuzlu bir çeşit de tatlı olmak üzere toplam  yirmi bir çeşit  pizzaları var. Bu da   muhtemelen pizza sevenlerin çok hoşuna gidecek. Pizza dediysem de, o zincir mekanların yaptığı pizzalarla kıyaslamayın  lütfen. Her malzemesi kaliteli ve taptaze. Bu pizzaların bir tanesi de  “Vegan” pizza.  Ben denemesem de  sen eğer vegan isen deneyerek düşüncelerini bana yazabirsen çok mutlu olurum. Çünkü veganların çoğu mekanda çektikleri sıkıntılar gün gibi ortada. Bu mekanda bu problemi ortadan kaldırmaya yönelik ürünler hazırlanması çok hoş cidden. Ayrıca tatlı pizza mı olur demeyin. “Nutellalı” pizzaları da eminim ki harika bir tatlıdır. Sadece yaz günü biraz ağır gelebileceğini düşünerek sipariş etmedim. Ama  hava biraz daha soğuyunca  denemeyi çok isterim.  Yirmi bir çeşit pizzayı menüde  görünce  insanın aklından bir anda tüm çeşitleri yeme fikri geçse de  kendime hakim olup  sadece bir çeşit seçtim.  Bu da “Misto Gusto” adındaki pizzalarıydı.  Tek kelimeyle nefisti.  Bu lezzeti sana da tavsiye ederim kesinlikle.   Tüm  menü çok iddialı olmasına rağmen fiyatlar da ortalama ve olması gerektiği gibiydi. Aslında bu kalitedeki bir pizza için uygun fiyatlı demek de yanlış olmaz. Sen de menüyü ve fiyatları incele diye   menünün fotoğrafını buraya ekledim.

Menüde altı çeşit de hamburgerleri var. Bundan sonraki gidişim de de kesinlikle hamburgerlerinden bir tane deneyeceğim. Bakalım pizzaları gibi hamburgerleri de lezzetli mi?  Bu arada menünün hamburger kısmını incelediğinizde   hamburgerlerin içeriğindeki  köfteleri yazmamışlar. Muhtemelen kendi hazırladıkları ve özel baharatlandırdıkları köfteyi sunuyorlardır. Tabii ki menüye  daha açıklayıcı yazmalarını tercih ederdim.

Evet yazımın sonuna geldik. Bu mekanın Instagram hesabını inceleyebilmen için  aşağıya link ekledim. Ayrıca hesabı takip ederek  de yeniliklerden ve muhteşem  fırsatlardan hızlıca haberdar olabilirsin.  Eğer mekana uğramak istersen  eklediğim linkte hesabın biyografisinde tam adresleri ve konumu mevcut. Ayrıca mekanın telefon numarasına da ulaşabilirsin. Mekana uğradıktan sonra tüm düşüncelerini benimle de paylaşmanı isterim.  Ayrıca   bu yazımla ilgili tüm düşüncelerini  aşağıdaki yorum bölümünden benimle paylaşabilirsin.  Bu yazım hoşuna gittiyse  fotoğraflarını daha çok beğenebileceğin diğer yazılarıma da göz atabilirsin.

Son olarak bu yazımı okuduğun  için sana da çok teşekkür ediyorum.  Daha fazla fotoğraf  ve yazı için gumbuz.com’ da ki yazılarımı kaçırma. Beni  Instagram’dan da takip  edersen çok mutlu olurum.  Görüşmek üzere.

Mekanın Instagram Hesabı: https://instagram.com/gustomarmaris?igshid=1qr8w14ftfhhi

INSTAGRAM: gizemnurtercanli

 

Sevgili okuyucu, ziyertçi, dostum… Bu yazıyı okuduğun için sana çok teşekkür ederim. Eksik, hatalı, yanlış bir şey görürsen ilk işin bize mail atmak olsun. Senden bir ricam olacak: Bizim tek gelir kaynağımız reklamlar. Reklamlara 1 kere tıklarsan sana minnettar olurum. Sevgi ile, sağlık ile ve akıl ile kalalım…

10 Kasım 1938 tarihinde ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk vefat etmiştir, her yıl ülkemizde Atatürk`ümüzü 10 Kasım gününde anarız ve her yıl dahada çok özleriz. Bizim için çok büyük birisi olduğu kadar tüm Dünya içinde öyleydi, Bize düşman olan devletler bile Mustafa kemale saygı duyuyordu onun çok büyük bir kişilik olduğunu biliyorlardı ve bu durum onların basın organlarına yansımıştı , Atamızın vefat ettiği gün ve daha sonrasında yayımlanan dış basında bulunan haberleri sizin için derledim.

1- Alman basınından : Atatürk Türkiye’yi tek düşman kalmaksızın bırakmıştır. Bu zamanımızın hiçbir devlet şefinin başaramadığıdır.

2- Avusturya basınından : Türk halkı kurtarıcısını ve babasını kaybetti.

3-Danimarka basınından : Atatürk, yirminci yüzyılın en büyük mucizesidir.

4-ABD basınından : Dünya sahnesinden tarihin en dikkat çekici adamlarından biri geçti .

5-Mısır basınından : Atatürk` ün yaptıkları insanoğlunun kolay kolay yapabileceği şeylerden değildir. O büsbütün başka bir insandı.

6-İsviçre basınından : Atatürk, bir medeniyet kaynağı idi.

7-Macar basınından : Yüzyılımızda, olmayacak hiçbir şey yoktur şeklindeki tarihi gerçeği ispatlayan ilk adam olmuştur.

8-İran basınından : İslam Dünyasından büyük insan yetiştirme gücünü yitirdiğini öne sürenler , Atatürkü hatırlamalı ve utanmalıdırlar.

Dış basında bunun gibi bir sürü daha haber var ama önemli olan Atatürkü iyi anlamaktır ve anlatmaktır. Şu anda Dünyada medeniyet denince akla gelen ülkeler ( İsviçre,İngiltere vb.) zamanında Atamızdan çok örnek almıştır. Mustafa Kemal Atatürk öyle bir lider ki bize mirası olarak akıl ve bilimi bırakmıştır üstüne üstlük eğer bir gün bilimle sözleri ters düşerse onu unutmamızı istemiştir. Ey Aziz Türk Milletinin evladı bu lideri unutma ve her zamankinden daha çok çalış, Onun bu Cumhuriyet’i emanet ettiği Türk Gençliği olarak bu ülkeyi yükseltmek ve korumak için elinden geleni yap çünkü Mustafa Kemal canı pahasına yapmıştı…

Bugün 30 Ağustos; Türkiye’miz ve Dünya için büyük bir gün. Biz Türklerin tüm dünyaya ders verdiği o tarihi gündeyiz. Bugün bizim Zafer Bayramımız.  Zafer Bayramımız kutlu olsun.

Kardeşim Yusuf Konca ile Gumbuz.com sitesini kurduğumuz 11 Ocak 2018 Tarihinde küçük bir kıvılcım ile bu yola başladık. En büyük amaçlarımızdan biri başarılı olup, başarılarımızı bizi seven ve sevmeyen insanların görmesiydi. Onlar bunu görüp, bizim gibi girişimci olmaya yönlendirmeye çalıştık hala daha bu yolda emin adımlarda devam etmekteyiz. Bizi sevenler bizden güç alıp girişimci olmaya sevmeyenler ise kıskanıp girişimci olmaya başladılar. Sonucunda aynı hedef doğrultusunda ilerliyoruz bu yolu. O kıvılcım, bir gün herkesi süper güç olabileceğine inandırıp girişimci yaptığımız ve ülkemizin süper güç olduğunu görene kadar her gün ilerleyip büyümeye devam edecektir!

Mademki ülkemizi ve şehitlerimizi bu kadar önemsiyorsunuz günü geldiğinde paylaşım yapmak yerine etrafınıza bakın düşünün ve bir şeyler üretin, üretin ki BİZLERİN BU GÜNLERİ GÖRMEMİZ İÇİN ŞEHİT DÜŞEN TÜM İNSANLARIMIZA LAİK BİR EVLAT OLDUĞUMUZU KANITLAYIN!

Mustafa Kemal Atatürk: “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.”

İstiklal Marşı:  “Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı;

Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.” (6.Kıta)

windows 10 home key satın al

Selamlar dostlarım! Asi Çakıltaşı serisinin ikinci kitabı Reyc ile geldim bu sefer… İlk kitaptan sonra beklentileriniz oldukça yükselmişti değil mi? Ben de aynı durumdayım. Ve ikinci kitap benim beklentilerimi karşıladı diyebiliriz. Siz neler bekliyordunuz?

Öncelikle bu kitabı okumayanlar fakat okumayı düşünenler, lütfen spoiler kısımlarını atlayın yoksa tadı çıkmaz^^

Reyc, kelime anlamı olarak örtülmüş ve kilitlenmiş büyük kuyu anlamına geliyor.

*spoiler*

Bu kitap beni ağlatamadı.

Öyle bir buruk kaldım ki, duygusal olan ben ağlayamadım.

İlk kitap çok iyiydi. Bu kitap ondan da iyi. Şimdi üçüncü kitabın gelmesini nasıl bekleyeceğim onu düşünüyorum. Kitap birinci kitabın direkt olarak devamı. Çok sevdiğim Bedirhan’ın gerçek yüzüne, babasının duygusu yakarışlarına ve bir kadının melek oluşuna ev sahipliği yapıyor bu kitap.

O kadar naifçe yazılmış ki, antika dükkanındaki amcayı bile unutamadım. Eşini ve takvim yaprağını unutamadım. Bedirhan’ın maskesini, Dilek hanımın son jestini ve Ala’yı unutamadım.

Buruk Ala… Kardeşi olan dağın üzerine yıkılan Ala… Ala’yı sırtlayan Asi…

Yine çok beğendim. Karan’ın gerçek yüzü diye betimlenen kısım bence Karan’ın gerçek yüzü değildi. Karanın acılarından ibaretti. Bence Karan’ın gerçek yüzü Ali. Sadece Ali.

Bu kitabı da çok beğendim. 2020’nin sonlarına gelirken verdiğim en güzel kararlardan biriydi bu seriyi okumak. Bu arada Binnur abla, umarım o küçük Ayşenur’un yanında olmak, seninde hoşuna gidiyordur. Çünkü o seni çok seviyor.

Ayşenur, lütfen iyi ol.

*spoiler*

Benim en çok merak ettiğim konulardan biri de Bedirhanın hayat hikayesi aslında. Billur’unkini az çok biliyoruz fakat Sergen ve Bedirhan hakkında en ufak bir fikrimiz yok. Normalde espiri dolu ve hafif laşka konuşan Bedo’muz, kendiyle baş başa kaldığında ya da sinirli olduğunda tam bir aslana dönüşüyor. Yüzüne taktığı bu maskenin nedenini çok merak ediyorum.

Karan ve Merve’nin dövmelerine değinmesem olmaz. Aslında ilk kitapta da hafiften dürtecektim ama konuyu eşelemek istemedim. Çok tatlı bir düşünce değil mi?

Hayır, değil.

Çünkü bu kitapta tatlılıklara yer yok. Bu dövme, bir pranga aslında…

Buyurunuz tanıtım bülteni.

Tanrı, ölen çocuklar için cennette bir oyun parkı inşa etmiş, duydun mu?

Parkın içine kar yağıyormuş ama hiç soğuk olmuyormuş; güneş yanarak parlıyormuş ama asla yakmıyormuş.

Ölü çocuklar terlemiyor, düşse bile canları yanmıyor, asla hastalanmıyor, hiç yorulmuyormuş.

İçimdeki kız çocuğu kendini nefes boşluğundan vurdu. Şarjörün içine yirmi altı kurşun dizdi; yirmi altı el sıktı nefes boşluğuna. Yirmi altıncı patlama sesinde uykumdan uyandım

ama onu kurtaramadım. Yirmi altı seksek kutusu çizdim. Yirmi altı kez zıpladım tek ayağımın üstünde. Yirmi altı kez düştüm. Yirmi altı kez yandım. Ben hiçbir zaman kendi kuyumdan su içmedim. Tanrı’nın avuçlarındaki suya düşen yansımama baktım. Reyc’e baktım. Saatin anahtardan akrebi beni çocukluğumdan soktu. Canım adam.

(Tanıtım Bülteninden)

Kendinize çok çok iyi bakın, sağlıkla kalın, hoşça kalın.

-Başak Arya Gençler